Pages

8 Haziran 2016 Çarşamba

Güvenmek ve İnanmak


Biz insanlar sürekli soru sorarız. Yönümüzü sorarız, adres sorarız, nereden aldığımızı sorarız, ne kadara aldığımızı sorarız... Gün içinde ne kadar da soru sorduğumuz sayamayız. Öyle ya muhabbet açarken, telefonla konuşurken, yoldan geçerken, müzik dinlerken merak edip sorarız.Aldığımız cevaplar kimi zaman tatmin eder, kimi de geçip giden öylesine verilen cevaplardır. Kimi felsefi sorular kimi komşunun yapılacak dedikodusu üzerine sorular kimi matematik kimi güncel kimide tarih.. Kimi cevaplar güven verir, kimine inanmazsın.. Birde kişiye olan güven ve inanç var.
Peki şöyle bir soruya değinecek olsam;


Birisine inanmak, birisine güvenmek aynı şey mi?
Birisine güvendiğin için mi inanırsın yoksa inandığın için mi güvenirsin?

Güvenmek ve inanmak ne kadar aynı anlamı çağrıştırıyorlar değil mi. Kimine göre aynı şeyi ifade eden kavramlar.. Ama bir düşünseler arasındaki farkı görecekler. Ya da basite indiregediler çoktan.. Birde düşünmeden verilen cevaplar var " aynı şey" diye bağıranlar.. 
Bir düşünüp sorsalar kendilerine. 
Bu tek ana soruyu bölseler başka sorulara..

Bu soruyu o kadar kişiyle konuştum o kadar kişiyle tartıştım ki.. Yengeme; kuzenime, onların eşlerine. arkadaşlarıma, kankama onun kardeşlerine. Ne cevaplar aldım ne cevaplar..

-"Aynı şeyler, bu ne biçim soru, yav he hadi çüss" diyip yol alanlar da oldu, dibine kadar tartışıp ortak karara vardığımızda oldu.. Ama emin olduğum tek şey eğlendim. Tartışma sırasında öyle güzel cevaplar veren oldu öyle içten ve gerçek örneklerle çıktılar ki karşıma.. 

Aynı şey diyenlere ithafen;

Birisine güvenmek ve birisine inanmak arasındaki ince ama keskin uçurumu anlamaya çalışmayanlar için şöyle bir tez sürdüm ileri..
1- Annesine bağlı, onu seven, ona güvenen biri bir konuda ona inanmasa annesine güvenmediği anlamına mı geliyor?
Ya da ;
2- Yolda gördüğü bir dilenci size farklı geliyor inanıyorsunuz ve bir miktar veriyorsunuz. Halbuki daha beş dakika önce başka dilencinin yanından geçerken ona küfür edip " ona inanmadım" dediniz.


Hiç tanımadığınız biri ile tanışırken içinizden gelen o sıcaklık neyin belirtisi; güven duygusu mu? Yoksa inanmanın verdiği çakır keyif hafiften esen güven mi? O tanıştığınız kişi size yaşadığı bir olayı anlatıyor sizde inanıyorsunuz... Ve inandıkça da güvenmeye başlarsınız.

Birde şunu ekleyeyim bir insan tanıdığı sevdiği bir insana bazı konuda inanmasa da ona hala güvenmeye devam eder. Ama hiç tanımadığı bir insana daha ilk andan güvenemez. İlk kez tanıştığı kişiye ilk önce inanmak ister.

Şöyle ki;
İnanmak güveni getirir; güvenmekte sevgiyi..

ve;
İnançla kalın, güvenle kalın, sevgiyle kalın...





7 yorum:

Büşra Gürbüz dedi ki...

Evet güzel kalpli dostum ilk başta inandığımız için güveniriz zamanla bu duygular değişir güvendiğimiz için inanmaya başlarız.İnanç güveni güven inancı getir.Sorun şu ki bu zincirden birini kırarsanız ikisini de kaybedersiniz.

Aihara Kotoko dedi ki...

inanç güveni güven de inancı getirir kilit kelime bence..
teşekkür ederim Büşra Gürbüz.

Emine Bektaşi dedi ki...

Güven ve inanç olmadan ne aşk, ne arkadaşlık ayakta kalabilir. Hatta toplumsal ilişkiler de öyle. Biz birbirine güvenen bir toplum muyuz, onu düşündüm şimdi... Bazı değerlerimizi kaybediyoruz galiba. O yüzden yazının sonundaki temennine amin diyorum canım ❤

Aihara Kotoko dedi ki...

Teşekkür ediyorum Emine Bektaşi;

Malesef ki değerlerimiz konusunda haklısınız. Keşke sahip çıkabilsek. Önce toplumumuza sonra da kişisel yaşamımıza..

Amin diyorum bende♥

deeptone dedi ki...

bilemedim ama sen ne sölersen hep güzel sölüyon ki amaa :)

deeptone dedi ki...

osmanlıca öykünün devamı var mı demişsin. yazdım devamını. sonra da yazcam yinee :)

Aihara Kotoko dedi ki...

Deeptone;

Teşekkür ederim. :)) DÜşüncelerim ve aklımdaki deli sorular :))

Yorum Gönder

 

LAZ KIZI Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting