Pages

7 Mart 2017 Salı

HAYALET..

1 yorum




Şöyle bir görünüp kaybolacağım yine... Taaa ne zaman yazdım en son ki yazımı inanın bakmadım. Gelen yorumlara dahi cevap vermedim.. Laz Kızı işte deyin ve de geçin. Ne çok sorun ne de kafa patlatın. Özledim ve dilime ne geliyorsa aynen yazıyorum. Bu sefer süzmeden buluşacak olan bir yazı. Anında yazılıp paylaşılacak olan yazı...

Neden gittim neden döndüm diye mi soracaksınız? Ya da ben kendi kendime sorayım?
Neden Laz Kızı?
Cevap: BİLMİYORUM..

Çoğu sorunun cevabını bilmediğim gibi..
Kimselere sormadan ya da bir şey demeden gitmek ister ya bazen insan. Her şeyden uzaklaşıp kafa dinlemek için gitmeyi düşünür yada.. İşte öyle bir gidiş oldu. Peki ne kadar geri geldim.. Yoo hayır gelmedim..

Başlık HAYALET..
Laz Kızından Hayalete dönüştüm.. Şöyle bir var olduğumu belli etmek istedim. Gitmedim buralardayım demek adına..

Buraya yazmamış olsam da yazmayı hiç bırakmadım. Yazdım.. Bir parça kağıt ve kalem dostum sözcüklerde sırdaşım oldu.. Bazen kendini bulmak için gitmeli insan.. Ya da gitmeyi bilmeli. Kısa mı oldu gidişim uzun mu_ önemli değil ki süresi. Gidiş gidiştir dedim. Peki kimden gittim?

Laz Kızından gittim ben.. Olur öyle bazen Laz Kızına. Aldırma!
Dediğim gibi gittim ama yine de dönmedim. Gitmeye niyetliyim..  Yazmanın adabı mı varmış? Düzenli mi yazılmalı? Kim demiş? Kime demiş? Aaa Ne Demiş. Aman boş ver okuyucu Laz Kızı da gitmiş gider olmuş.. Yazmamış ama okur olmuş gizli gizli.. Dedim ya HAYALET oldum diye. Gizli!
Kim bilecek? Kimse bilmesin ben biliyorum. Yeni yazılarda yeni başlangıçlarda görüşmek üzere.. Yine yoklamaya geleceğim.

SAHİ GELİR MİYİM?
Laz Kızı olarak mı yoksa HAYALET olarak mı?
ya da ikisi de değil. Belki bir başlangıç temeli atılmıştır bir yerlerde. Özgür bir kuş kadar? SAHİ KUŞLAR ÖZGÜR MÜ? Kim ki özgür?  Yazmaya adanmış okunmaya adanmamış olan bu yazıyı sonuna kadar okuduğun için teşekkür ederim.

GÜNEŞ BATTI AKŞAM OLDU HAYALET LAZ KIZI TEKRARDAN KAYBOLDU..


9 Kasım 2016 Çarşamba

Başkası Olma

14 yorum




Doğru yapmaya çalıştığında tökezler insan. Bir şeyleri yapmaya çalışırken hep ikilemde kalırız. Acabalar pelesenk olur zihinde.. Ya... ya da lar gelir peşin sıra..
İkilemin çıkmazında yardımcı olduğunu sanan insanlar ayağına kelepçeyi takarlar.. Benim düşüncem en doğrusu.. Sen bunu al öyle  devam et yoluna.. Kendi fikrini boş ver deyip elindeki o camdan anahtarla ayağındaki kelepçenin kilidini açmaya yardımcı olduğunu sanıyorlar..

7 Kasım 2016 Pazartesi

Kahpe Dünya!?

12 yorum





Ah çileli dünya, ne dertli başın varmış!
İnsanlar yorulur,
İnsanlar vahşileşir..
Dünya yaşanılacak yer değil derler.
Umutsuzluğa kapılan insanoğlu,
Doyumsuz olan yine bizleriz.
Yıpranan da yıkan da sana hükmetmeye çalışanda;
Böğründen can alan da biz insanlarız.
Doğanı bozan, insanlığa yakışmayacak olan davranışlarda bulunan da bizleriz.
Lakin bütün suç senin üzerine kalıyor.
Neymiş  Dünya yaşanılacak yer değilmiş.
Hadi oradan be!!
Sen  iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır önce.
İnsanlardan önce huyları değiştir;
Dünyadan ahkam kesmek kolay..



26 Ekim 2016 Çarşamba

Özgür Ülkeyiz

10 yorum


Kimsenin kimseye karışmadığı
Herkesin birbirine saygı duyduğu
Kıyafete saygılı olduğu özgür ülkeyiz
Düşünceleri açıkça söylediği
Siyasi tartışmaların olmadığı özgür ülkeyiz
Kayıpların yaşanmadığı
Cinayetlerin olmadığı
Çocukların çocuk olduğu özgür ülkeyiz
Küçük gelinlerin okul forması giyindiği
Yaşlılara saygılı olunduğu
Töre'nin uygulanmadığı özgür ülkeyiz
Şehitlerin olmadığı
Vatana hıyanetin olmadığı
Ay yıldız bayrağa şanlı
Tek yürek, tek millet şeklinde olan özgür ülkeyiz.

          (!)

Varlığına daima şükrettiğim güzel TÜRKİYE'M... Güzel günlerimiz en yakında bizi bulsun.. Şanına yaraşır ruhuna yakışır şekilde...

17 Ekim 2016 Pazartesi

Mim 7

6 yorum


Evet Laz Kızı okuyucuları yine bir mimle karşınızdayım Ve tabiki biricik Bir Deli Mavi pasladı... Hemen konuya geçiş yapıyorum..Birde hep en-ler sorulmuş.. Hakkımda kısmını okuyanlar bilir ki en-lerim hiç olmamıştır bu sebeple zorlanacağımı hissediyorum :)


 1. BU YAZ OKUDUĞUN EN GÜZEL KİTAP?

Bu yaz çok fazla kitap okumadım malesef. Ama Elif Şafak- Baba ve Piç içlerinde en iyisiydi diyebilirim.

 2.BU YAZ OKUDUĞUN VE SANA HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATAN KİTAP?

Ah bu sorunun cevabı kesinlikle Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel. Kitaptan hiç zevk almadım. Okurken çok sıkıldım ve inşallah final güzeldir deyip okumaya devam ettim. Final finalsizdi bence. Şunuda eklemek gerekirse birçok tarihi bilgiyide bu kitaptan öğrendim...

3.BU YAZ İZLEDİĞİN EN GÜZEL 3 FİLM?

Ne yalan söyleyeyim uzun zamandan beri Kore dizisi izlediğimden dolayı film pek seyretmiyorum. Uzun zamandır da bizim yerli dizi-film takip etmiyordum hem tv de hem de internet üzerinden. Ve kendim şöyle oturup düşündüm bir Türk dizisine başlayayım diye.. Ama malum bizim Türk dizileri... Bölümlerde çağ atlattıkları için pek mümkün olmaz derken Sakarya Fırat dizisini gördüm. 1 2 3 derken iyice sardım diziye.. Bu yaz Sakarya Fırat'ı izledim... 

Film ise sadece iki tanecik.

1- Peekay(PK)
2- Nadide Hayat

 4.BU YAZ DİNLEDİĞİN EN GÜZEL ŞARKI?

Hmm şarkımı hemde en sevdiğim. Çok müzik dinliyorum gün içinde.. Hepside telefonumda olan en fazla kırkı geçmeyecek sayıdaki şarkı listesi..  Her biride eski parçalardan.. 
Bu soruya cevap vermek yerine şöyle yapsak olur mu? Müzik Ruhun Gıdası adlı yazımda en sevdiklerimi paylaşmıştım. oradan bakabilirsiniz :) Umarım olur..

 5.BU YAZI BİR KELİME İLE TARİF ET.

Keyifliydi...

Bu Mimi daha önce hiç Mim yazısı yazmadığı için arkadaşım Aşkı Zikreden Yazar'a paslıyorum ve tabiki yapmayan ve beğenen herkes alabilir...




14 Ekim 2016 Cuma

Sarhoş Satırlar

10 yorum

Kırık satırlara gizlenmiş yağmur tanesi,
Yağmur tanesinde hapsolmuş aşk hikayesi.

12 Ekim 2016 Çarşamba

Mim 6

6 yorum
Uuu baya oldu mim yapmayalı. Blogu açtığım zamanlarda sıkça yapardım. Özlemişim. Sevgili Bir Deli Mavi etiketlemiş beni.. Bir sevindim ki.. Buradan ona kocaman teşekkürler. Mim konuları da çok güzel. Hazırlayanın eline sağlık... Gelelim Mim sorularına...




1-Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?

Ben genelde başımı yastığa koyduğum an başlarım hayal kurmaya. Hani uykuya geçmeden önceki o tatlı süreçte.. Sanırım herkeste aynı :) Pek bi değişiklik yok anlayacağınız. uykuya geçiş sürecini hızlandırıyor hem. Yoksa bir saatte uykuya geçemem ki ben :) 

2-En çok nelerin hayalini kurarsın?


Pek de ulaşılabilir hayaller kurmam açıkçası. Kendi içimde yarattığım gizli dünya da huzurlu bir ortam olur.. Yada gelecekle ilgili.. Yani gelecekle ilgilide hayal kurmam. Mesela yazdığım hikayenin baş karakteri oluverir hikayeyi devam ettiririm. Birde sonunu hiç sevmediğim dizi-film'in yönetmeni olur istediğim sonuca bağlarım sahneyi... Kendi kurduğum hayallere hunharca gülebilirim de.. Ee delilik değilmi bu olsun varsın :))


3- Şimdiye kadar çok hayalinizi gerçekleştirdiniz mi?

Bu sorunun cevabını sanırım ikinci soruda vermiş oldum..

4-Henüz gerçekleşmemiş ama illede gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz var mı? 
Sakıncası yoksa anlat çabuk nedir? 



İlerde Kitapçı dükkanı açmak istiyorum. Böyle hem kafe gibi hemde insanların boş vakitlerinde kitap okuyabileceği sakin ama küçük bir yer.. Böylece bende bu fırsattan istifade istediğim kadar kitap okuyabilirim :D


Bir mimin sonu daha geldik laz kızı misafirleri.. Mimi her kim beğendi ve yapmak istiyorsa alsın ve bana da bildirsin:)) okuyayım bende :)

10 Ekim 2016 Pazartesi

Hayallerimde Cevaplı Sorular!

10 yorum





Şu son zamanlarda aklımı kemiren-kurcalayan öylesine bir soru var. Aslına bakarsanız baya bir zamandır var. Gelip giden soru! Bugün yine düşüverdi aklıma ansızın.. Hep de cevapsız.. Hayalimin elverdiğince cevapladığım. Bazen anneme sorarım " Yaşasalardı nasıl olurdu? diye.  

Babaannem ve dedem yaşasaydı nasıl olurdu? Şu anki gibi rahat davranabilir miydik? Her şeyi rahatlıkla konuşabilir miydik? Yada ne gibi farklılıklar olurdu? Ve yığınla dolu cevapsız sorular.

27 Eylül 2016 Salı

Herkese Benden Çay!

29 yorum


Herkese hayırlı akşamlar. Bugün böyle sizinle konuşuyormuş havasında yazmak istedim. Yanımda has demlenmiş, ince belli lakin pekte küçük sayılamayacak bardakda çay.. Demli demek isterdim lakin açık çay tercihim.. Üstelik şekersiz. Sahi kaç sene oldu şekersiz çay içeli.. Üç, beş? Hatırlamıyorum... Bu yazı da konu aramayın Laz Kızı sakinleri. Zira konusu yok ya da var da işte ne olduğunu bende bilmiyorum. Sadece yazıyorum. 

Dün akşam aklıma ani gelen konunun kaba taslağını yazdıydım bloga gel gör ki ben bir hata yapıp yazıyı kayıt edemedim. Tekrardan yazmaya üşendiğim için yazmadım. O konu hakkında azcık değineyim mi? Değineyim tabiki.. :)

Malum çoğu kişinin başından geçmiştir diye düşünüyorum. Ya da öyle sanıyorum. Yirmili yaşlarda mastır yapıyorsanız eğer ve size evlenecek çağa gelmişsin denilip kaba tabiri ile görücüler kapınızı çalıyor demektir. Aman ha! Başımızın üstünde yerleri var. Misafiri hoş ağırlamak bizim en güzel geleneklerden.. Gelsinler. Hoş sohbette ederiz de sıra konuya gelince; şöyle zengin şöyle geziyorlar, şöyle işleri var demek yerine böyle düzgün, huyu suyu böyle, saygısı böyledir neden demezsin.. Yoksa bu durumdan sadece ben mi rahatsızlık duyuyorum... Bunu da bilemiyorum.  İşte dedim ya yirmili yaşlar da mastır yapıyorum o yüzden öğreneceğim şeyler çok... Bu konuyu burada kapatıyorum. 

Bugün Aöf( Açık Öğretim) kaydımı yeniledim. Yani benim içinde okullar başlamış oldu. Son senem. bakalım hakkımda hayırlısı. Bir şeyler için çırpınıyorum. Çabalarım boşa çıkmasa. Sadece benim değil herkes için öyle... Başlıyoruz ders- sınav ikilemindeki yoğun programa. Bakalım! Gelecek için zaman saati oldukça fazla. Bekliyoruz, çırpınıyoruz..

Son zamanlarda hiç roman okuyamadım. Romanım da yok ya. Almak lazım.. Ruth Özeki'nin Benim Balığım Yaşayayacak adlı romanını çokça merak ediyorum. En kısa zamanda alacağım da sizler neler okuyorsunuz. Hadi Yazın! Okumayanlar sayenizde okusun. :) 

He birde aklıma gelmişken söyleyeyim Aşkı Zikreden Yazar ile buluştuk.. Uzun zamandır yazmıyor henüz yeni açtığı bloguna. KPSS sınavına hazırlandığı için.. Stersi bitsin dönecek yuvasına. Ahh ne güzel yazılar yazdı öyle bir okusanız! Kıskanın siz, ben okudum tabiki :)) 

Bende konu bitti. Aklıma da gelmiyor bir şeyler. Yine böyle bir yazıda Sohbet etmek dileğiyle görüşürüz. Sevgiyle, mutlulukla, umutla, barışla kalın...

Laz Kızı sakinleri Huzurunuz sakinliğiniz olsun.. İyilik yapın.. Kötülüğe karşı dahi bile olsa iyilik yapın. İyilikle kalın




23 Eylül 2016 Cuma

Ne İçindi Bu Yaşananlar?

4 yorum



Yaşanan bunca acıya rağmen, bunca şehadet şerbetine bulaşmış olan vatanımızda, hala ve hala devam eden bu boş vermişlik!
Gözlerinin pınarları kurumamış olan onca insan. Daha 20 yaş! Hayallerini evlerinde bırakıp önce vatan diyip giyiyor ayaklarına postallarını. Vatanları, namusları uğruna  BÜYÜK ŞEREFLE atılıyorlar kurşunların önüne..
Her gün bir şehit haberi.. Spiker KAHRAMANCA şehir oldu diyor. Yine o alışmış olduğumuz ses tonuyla. Alışmışlık.. Kim? Neye? Niçin? alıştı. 

6 Eylül 2016 Salı

Müzik Ruhun Gıdası!

10 yorum
Önümüz bayram! Evlerde tatlı telaş var. Bayram temizliği filan. Sonra okullar açılıyor, okul alışverişi yapılacak daha sonra dersler yoğunlaşacak. Sınavlar olacak.. Daha sonra? Bu sonralar bitmez. Şimdiye bırakalım kısa bir süre, sonraları tamamıyla es geçmeden..

Bugün biraz gerilere gidip ruhunuzu dinlendiren küçük bir nostalji yapmak istedim. Yapabilirmiyim bilmiyorum. En azından deneyebilirim.. Umarım seversiniz..


♪♫ Aşık Mahsunu Şerif



Herkesin bildiği türkülerden "Han Sarhoş Hancı Sarhoş". Geçenlerde Youtube'de müzik dinlerken rastgele çıktı karşıma ya. Bundan dolayı böyle bir post yazmak istedim. Daha sonra günümüz pop şarkılarına ne kadarda aleni şekilde karışmışız. Yine ne varsa eskilerde var deyip dinlemeye doyamadığım türkülerden.

30 Ağustos 2016 Salı

Geçmişten Kalan

4 yorum
saz aşkı ile ilgili görsel sonucu



Küçük kayığın mehtapta dolaşması gibi romantik.. Dokunuyordu sazının tellerine adam. Aklında yıllar öncesi.. Yüreği yaralı, içi buruk, büyük hasret var.

Yıllar yılı öncesi dereler kadar güçlü çağladığı o bıçkın zamanlarda gördü yüreğine düşen bu ateş parçasını..
Hala taze anıları,
Dokundu yine tellerine adam sazının,
döküldü nağmeler, o ince dudaklarından yanık yanık..

Dinleyenler alkış tuttu,
evlatları gurur duydu.
Eşi..
Bir eşi anlıyordu onu,
dinleyenlerin dışında.

Sazın tellerini tıngırdatan bu adamın yüreğindeki yangınları bir o anlamıştı. Karısı...
Bakamıyordu adam karısının gözlerine. Deliler gibi bakmak istese de o tarafa..
Ama bakmak istediği karısı değil..
Karısının yanındaki yıllar öncesi yüreğine düşen ateş parçasıydı..

Tıngırdattı adam yine sazını.
Tüm duygularını hiç saklamadan çağladı da çağladı.
Dinleyenler ozanın yeni bestesi sandı da..
Bilenler;
Dayanamadı, duramadı,
Ağladılar da ağladılar.


Hikaye tarzında devam edecek ve adı " Geçmişte Kalan" olan bu küçük hikayeyi sizinle buluşturmaya karar verdim. 

Sosyal Medyadan Takip edebilirsiniz

Twitter: Aihara kotoko/ Laz Kızı
İnstagram: Blog LazKızı     okur_hane



26 Temmuz 2016 Salı

Bir Dünya Gizli

8 yorum



Odamın penceresinin önünde kocaman bir kiraz ağacı var. Yakında ayrıca. Hayat saklı dallarında. Kocaman yürekler var içinde. Koca umutlar. Ne gülüşler saklı dallarında. Bizim üç kaltı evden bile uzun ağaç. Ben daha doğmadan gelmiş yaşadığım topraklara. Benden büyükce yani. Kışın çıplak kalır ama hiç eksiltmez yaşamını,İçindeki kocaman dünyasını. Uyur. Uyku zamanı geldiği için sessizce, kendince uyur işte. Herkes gibi. Her canlı gibi çeker yorganını üstüne en beyazından.. 

21 Temmuz 2016 Perşembe

Güneşle Ay'ın Aşkı

6 yorum


İmkansız aşkı bilir misiniz? Oldurmaya çalışırsın olduramazsın! Doğrultmaya çalışırsın doğrultamazsın... Aşıksın, aşkının karşılığı var ama imkansızlık var arada.

Güneşle Ay'ın aşkı gibi ya.. Öyle çok aşıklarki birbirine ikiside, öyle sevmişlerki birbirlerini. Güneş Ay'a tutulmuş Ay hapsolmuş  Güneşte.
Onları yakansa kocaman bir özlem. Güneş gündüzken, ay geceyi aydınlatan iki gezegenmiş ikiside.

Öyle ya bir şekilde karşılaşmışlar. Ne Ay,  Ay olmaktan vazgeçmiş ne de Güneş, Güneş olmaktan. Yine de sevmişler birbirlerini. İkiside inat ikiside deli..

Aralarında sinsi Dünya! Ayırmaya çalışmış sevenleri. Pek görüşemez oldu Ay ve Güneş. İkiside üzüntülerini,hasretlerini gizlemek için saklanmış ortak dostları Bulut'un arkasına. Ah bulut vah Bulut. Yanmış kavrulmuş bu iki aşıkların acısına dayanamamış hüngür hüngür ağlarmış herzaman başka yerlerde. Bu sebeple Bulut Ay'a Güneşten haber getirmiş, Güneşe de Aydan. Bu yüzden gezgincidir Bulut. Hem gecenin  dostu hem gündüzün.

Özlemdi onları kavuşturan. Senede mutlaka kısa da olsa buluşurlardı. Tutulurdu ikiside birbirine. Hasretle kavuşmak isteselerde Dünya bu kıskanır Güneşini işte. İsterdi ki Dünya, Güneş hep ona ışık versin. Bencildi biraz. Yada Güneşinden vazgeçemeyen sevdalı. Üç kişilik sevda da kocaman imkansızlık vardı ya...
Ne kavuşan oldu ne ayrılan...
Ay'da bırakmadı sevdiğine kavuşmasını engelleyen Dünya'nın peşini.
Varlığıyla çıldırtmak istesede Dünyayı, kısa sürede alıştılar birbirlerine.
Ne arkadaş olabildiler ne de düşman. Sadece birbirlerinin hayatında hep var oldular var olacaklar.
Ne aşkından vazgeçtiler ne de aşık olmaktan.
Güneş Ay ve Dünya
Ne yakın oldular ne de uzak.
Ne nefret ettiler nede imkanlı olabildiler.
Sadece oldular imkansız..
Ama aşık

8 Temmuz 2016 Cuma

İÇİMDEKİ BEN

9 yorum



Seviyorum içimdeki beni
Bana rağmen en hırçın en deli olan.
Bazen çok sessiz bazende bir okadar geveze.

28 Haziran 2016 Salı

Korkma Yaradan'dan

12 yorum


"Toplum sana Allah'tan korkmanı söyler, oysa korkunun olduğu yerde sevgi asla yoktur."

Toplum herşeyi söylediği gibi Allah'tan da korkmamızı söylüyor. Tek korkmamamız O iken.

Çocuklara;

17 Haziran 2016 Cuma

Bizim Koyun!

8 yorum


Bugün işlerimi bitirip,her şeyi ayarlayıp odama çekilip Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel kitabını okumaya yeni yeni dalmıştım ki sevgili biricik annem başını kapıdan içeri sokup "Lazkızı, amcan koyunu gırkıyo. Amcan dediki " Şampuan alsında gelsin gırptıkdan sonra goyunu yıkaycım. Lazkızı yardım etsin bana."
Tabi ben kucağımda kitabım gözlerimde hüsran içimde ise " yine bana hüsran" şarkısını mırıldana mırıldana kalktım yerimden kitabımı da yüzü koyum komidinin üstüne koyup. Koyunu kırpmaktan kastım yünlerini kesmek :) bir nevi tıraş etmek diyebiliriz. 

15 Haziran 2016 Çarşamba

Oku/Yorum

2 yorum
Okurken girizgahı havalardan yapan romanları hep sıradan bulmuşumdur. Hep aynı sıradanlık hep aynı boşluk. Okuyucuyu şöyle bir mest eden girizgah nerdeee.. Ama; ki kocaman bir aması var Lazkızı okuyucuları. Şöyle ki azcık bende o telden çalacağım şimdi.. Nasıl mı? Bak şimdi..

"Ah ahh arkadaş bu ne sıcak ki ne sıcak. Evde açılmadık kapı açılmadık pencere kalmadı cereyan etsinde azcık serinleyelim diye. Yok ne serinliği! Dışarıdan eve sıcak bastı da bastı. Buhar olup uçtuk yani. Dışarı çıksan aynı sıcaklık evde aynı. Kızarmış tavuğa döndük resmen. Aklımda hep bu sıcakta dışarıda çalışmak zorunda olanlar vardı. " Allahım sen sabır ver dayanma gücü ver" diye dualarım  eksik olmadı ne dilimden ne de gönlümden."

8 Haziran 2016 Çarşamba

Güvenmek ve İnanmak

7 yorum

Biz insanlar sürekli soru sorarız. Yönümüzü sorarız, adres sorarız, nereden aldığımızı sorarız, ne kadara aldığımızı sorarız... Gün içinde ne kadar da soru sorduğumuz sayamayız. Öyle ya muhabbet açarken, telefonla konuşurken, yoldan geçerken, müzik dinlerken merak edip sorarız.Aldığımız cevaplar kimi zaman tatmin eder, kimi de geçip giden öylesine verilen cevaplardır. Kimi felsefi sorular kimi komşunun yapılacak dedikodusu üzerine sorular kimi matematik kimi güncel kimide tarih.. Kimi cevaplar güven verir, kimine inanmazsın.. Birde kişiye olan güven ve inanç var.
Peki şöyle bir soruya değinecek olsam;

6 Haziran 2016 Pazartesi

Neler Neler!

3 yorum


İnsanın hayatta arkadaşları olmazsa olmazlarındandır değil mi? Birde dost dediklerimiz var. Öyle ortak noktalarınız vardır ki öyle çılgınlıklar yaparsınız ki hayat öyle renkli olur gökkuşağı misali..
Benimde dost dediğim canım Büşra Gürbüz yakın zamanlarda blog açtı. Ben yazılarını okurken hep zevk aldım. Büşrayla bir ortak noktamızda bu işte:  YAZILARIMIZ VE BLOG. Yazdığımız yazılara yorumlar yapar kendi kendimizi eleştiririz. Eksileriyle de artılarıyla da. Sohbetimize diğer arkadaşlarımızda katılınca daha da şenlenir her yer.. 

Büşranın blogu AŞKI ZİKREDEN YAZARDaha yeni olduğu için blog dünyasına alışma sürecinde diyebilirim onun için. Bu süreçte onu yalnız bırakmayalım ki yazılarını okuyunca zaten ister istemez okumaya devam edeceğinizi düşünüyorum :) 

 

LAZ KIZI Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting