Pages

Düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2017 Perşembe

Yazmaya Adım Adım

6 yorum




Eylem Aktaş-Zor Yıllar




Boşladım uzun upuzun süredir. Yazmaya mecalim olmadığından değil. Hani bilirsin ya işte uzaklaşmak gerekir bazen.. Yazan anlar beni zaten. Yokluğumda farklı karaktere büründüm .. Sizler öyle kabullenin beni.. Laz Kızı dokunduramıyor kalemini pek de kalplere... Esip gürleyemiyor sanki eskisi gibi.. Ama Laz Kızı olmayı özledim... Hem kendime hatırlatma hem de sizlere hatırlatma babında olsun buraya eski yazılarımın linkini bırakıyorum.. Belki geri dönmeme yardımcı olursunuz..

Bir Dünya Gizli,
Güneşle Ay'ın Aşkı
Güvenmek Ve İnanmak
Kırgınım

Eyvallah!
Her şeye
Herkese
Biraz da kendime..
Gelene geçene..
Selamını esirgeyene
Şu körpe dünyayı zehir edenlere..
Uzun lafın kısası dostlar..
Sizlere de;
Eyvallah!






7 Mart 2017 Salı

HAYALET..

2 yorum




Şöyle bir görünüp kaybolacağım yine... Taaa ne zaman yazdım en son ki yazımı inanın bakmadım. Gelen yorumlara dahi cevap vermedim.. Laz Kızı işte deyin ve de geçin. Ne çok sorun ne de kafa patlatın. Özledim ve dilime ne geliyorsa aynen yazıyorum. Bu sefer süzmeden buluşacak olan bir yazı. Anında yazılıp paylaşılacak olan yazı...

Neden gittim neden döndüm diye mi soracaksınız? Ya da ben kendi kendime sorayım?
Neden Laz Kızı?
Cevap: BİLMİYORUM..

Çoğu sorunun cevabını bilmediğim gibi..
Kimselere sormadan ya da bir şey demeden gitmek ister ya bazen insan. Her şeyden uzaklaşıp kafa dinlemek için gitmeyi düşünür yada.. İşte öyle bir gidiş oldu. Peki ne kadar geri geldim.. Yoo hayır gelmedim..

Başlık HAYALET..
Laz Kızından Hayalete dönüştüm.. Şöyle bir var olduğumu belli etmek istedim. Gitmedim buralardayım demek adına..

Buraya yazmamış olsam da yazmayı hiç bırakmadım. Yazdım.. Bir parça kağıt ve kalem dostum sözcüklerde sırdaşım oldu.. Bazen kendini bulmak için gitmeli insan.. Ya da gitmeyi bilmeli. Kısa mı oldu gidişim uzun mu_ önemli değil ki süresi. Gidiş gidiştir dedim. Peki kimden gittim?

Laz Kızından gittim ben.. Olur öyle bazen Laz Kızına. Aldırma!
Dediğim gibi gittim ama yine de dönmedim. Gitmeye niyetliyim..  Yazmanın adabı mı varmış? Düzenli mi yazılmalı? Kim demiş? Kime demiş? Aaa Ne Demiş. Aman boş ver okuyucu Laz Kızı da gitmiş gider olmuş.. Yazmamış ama okur olmuş gizli gizli.. Dedim ya HAYALET oldum diye. Gizli!
Kim bilecek? Kimse bilmesin ben biliyorum. Yeni yazılarda yeni başlangıçlarda görüşmek üzere.. Yine yoklamaya geleceğim.

SAHİ GELİR MİYİM?
Laz Kızı olarak mı yoksa HAYALET olarak mı?
ya da ikisi de değil. Belki bir başlangıç temeli atılmıştır bir yerlerde. Özgür bir kuş kadar? SAHİ KUŞLAR ÖZGÜR MÜ? Kim ki özgür?  Yazmaya adanmış okunmaya adanmamış olan bu yazıyı sonuna kadar okuduğun için teşekkür ederim.

GÜNEŞ BATTI AKŞAM OLDU HAYALET LAZ KIZI TEKRARDAN KAYBOLDU..


9 Kasım 2016 Çarşamba

Başkası Olma

14 yorum




Doğru yapmaya çalıştığında tökezler insan. Bir şeyleri yapmaya çalışırken hep ikilemde kalırız. Acabalar pelesenk olur zihinde.. Ya... ya da lar gelir peşin sıra..
İkilemin çıkmazında yardımcı olduğunu sanan insanlar ayağına kelepçeyi takarlar.. Benim düşüncem en doğrusu.. Sen bunu al öyle  devam et yoluna.. Kendi fikrini boş ver deyip elindeki o camdan anahtarla ayağındaki kelepçenin kilidini açmaya yardımcı olduğunu sanıyorlar..

7 Kasım 2016 Pazartesi

Kahpe Dünya!?

12 yorum





Ah çileli dünya, ne dertli başın varmış!
İnsanlar yorulur,
İnsanlar vahşileşir..
Dünya yaşanılacak yer değil derler.
Umutsuzluğa kapılan insanoğlu,
Doyumsuz olan yine bizleriz.
Yıpranan da yıkan da sana hükmetmeye çalışanda;
Böğründen can alan da biz insanlarız.
Doğanı bozan, insanlığa yakışmayacak olan davranışlarda bulunan da bizleriz.
Lakin bütün suç senin üzerine kalıyor.
Neymiş  Dünya yaşanılacak yer değilmiş.
Hadi oradan be!!
Sen  iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır önce.
İnsanlardan önce huyları değiştir;
Dünyadan ahkam kesmek kolay..



26 Ekim 2016 Çarşamba

Özgür Ülkeyiz

10 yorum


Kimsenin kimseye karışmadığı
Herkesin birbirine saygı duyduğu
Kıyafete saygılı olduğu özgür ülkeyiz
Düşünceleri açıkça söylediği
Siyasi tartışmaların olmadığı özgür ülkeyiz
Kayıpların yaşanmadığı
Cinayetlerin olmadığı
Çocukların çocuk olduğu özgür ülkeyiz
Küçük gelinlerin okul forması giyindiği
Yaşlılara saygılı olunduğu
Töre'nin uygulanmadığı özgür ülkeyiz
Şehitlerin olmadığı
Vatana hıyanetin olmadığı
Ay yıldız bayrağa şanlı
Tek yürek, tek millet şeklinde olan özgür ülkeyiz.

          (!)

Varlığına daima şükrettiğim güzel TÜRKİYE'M... Güzel günlerimiz en yakında bizi bulsun.. Şanına yaraşır ruhuna yakışır şekilde...

10 Ekim 2016 Pazartesi

Hayallerimde Cevaplı Sorular!

10 yorum





Şu son zamanlarda aklımı kemiren-kurcalayan öylesine bir soru var. Aslına bakarsanız baya bir zamandır var. Gelip giden soru! Bugün yine düşüverdi aklıma ansızın.. Hep de cevapsız.. Hayalimin elverdiğince cevapladığım. Bazen anneme sorarım " Yaşasalardı nasıl olurdu? diye.  

Babaannem ve dedem yaşasaydı nasıl olurdu? Şu anki gibi rahat davranabilir miydik? Her şeyi rahatlıkla konuşabilir miydik? Yada ne gibi farklılıklar olurdu? Ve yığınla dolu cevapsız sorular.

27 Eylül 2016 Salı

Herkese Benden Çay!

29 yorum


Herkese hayırlı akşamlar. Bugün böyle sizinle konuşuyormuş havasında yazmak istedim. Yanımda has demlenmiş, ince belli lakin pekte küçük sayılamayacak bardakda çay.. Demli demek isterdim lakin açık çay tercihim.. Üstelik şekersiz. Sahi kaç sene oldu şekersiz çay içeli.. Üç, beş? Hatırlamıyorum... Bu yazı da konu aramayın Laz Kızı sakinleri. Zira konusu yok ya da var da işte ne olduğunu bende bilmiyorum. Sadece yazıyorum. 

Dün akşam aklıma ani gelen konunun kaba taslağını yazdıydım bloga gel gör ki ben bir hata yapıp yazıyı kayıt edemedim. Tekrardan yazmaya üşendiğim için yazmadım. O konu hakkında azcık değineyim mi? Değineyim tabiki.. :)

Malum çoğu kişinin başından geçmiştir diye düşünüyorum. Ya da öyle sanıyorum. Yirmili yaşlarda mastır yapıyorsanız eğer ve size evlenecek çağa gelmişsin denilip kaba tabiri ile görücüler kapınızı çalıyor demektir. Aman ha! Başımızın üstünde yerleri var. Misafiri hoş ağırlamak bizim en güzel geleneklerden.. Gelsinler. Hoş sohbette ederiz de sıra konuya gelince; şöyle zengin şöyle geziyorlar, şöyle işleri var demek yerine böyle düzgün, huyu suyu böyle, saygısı böyledir neden demezsin.. Yoksa bu durumdan sadece ben mi rahatsızlık duyuyorum... Bunu da bilemiyorum.  İşte dedim ya yirmili yaşlar da mastır yapıyorum o yüzden öğreneceğim şeyler çok... Bu konuyu burada kapatıyorum. 

Bugün Aöf( Açık Öğretim) kaydımı yeniledim. Yani benim içinde okullar başlamış oldu. Son senem. bakalım hakkımda hayırlısı. Bir şeyler için çırpınıyorum. Çabalarım boşa çıkmasa. Sadece benim değil herkes için öyle... Başlıyoruz ders- sınav ikilemindeki yoğun programa. Bakalım! Gelecek için zaman saati oldukça fazla. Bekliyoruz, çırpınıyoruz..

Son zamanlarda hiç roman okuyamadım. Romanım da yok ya. Almak lazım.. Ruth Özeki'nin Benim Balığım Yaşayayacak adlı romanını çokça merak ediyorum. En kısa zamanda alacağım da sizler neler okuyorsunuz. Hadi Yazın! Okumayanlar sayenizde okusun. :) 

He birde aklıma gelmişken söyleyeyim Aşkı Zikreden Yazar ile buluştuk.. Uzun zamandır yazmıyor henüz yeni açtığı bloguna. KPSS sınavına hazırlandığı için.. Stersi bitsin dönecek yuvasına. Ahh ne güzel yazılar yazdı öyle bir okusanız! Kıskanın siz, ben okudum tabiki :)) 

Bende konu bitti. Aklıma da gelmiyor bir şeyler. Yine böyle bir yazıda Sohbet etmek dileğiyle görüşürüz. Sevgiyle, mutlulukla, umutla, barışla kalın...

Laz Kızı sakinleri Huzurunuz sakinliğiniz olsun.. İyilik yapın.. Kötülüğe karşı dahi bile olsa iyilik yapın. İyilikle kalın ♥♥




23 Eylül 2016 Cuma

Ne İçindi Bu Yaşananlar?

4 yorum



Yaşanan bunca acıya rağmen, bunca şehadet şerbetine bulaşmış olan vatanımızda, hala ve hala devam eden bu boş vermişlik!
Gözlerinin pınarları kurumamış olan onca insan. Daha 20 yaş! Hayallerini evlerinde bırakıp önce vatan diyip giyiyor ayaklarına postallarını. Vatanları, namusları uğruna  BÜYÜK ŞEREFLE atılıyorlar kurşunların önüne..
Her gün bir şehit haberi.. Spiker KAHRAMANCA şehir oldu diyor. Yine o alışmış olduğumuz ses tonuyla. Alışmışlık.. Kim? Neye? Niçin? alıştı. 

6 Eylül 2016 Salı

Müzik Ruhun Gıdası!

10 yorum
Önümüz bayram! Evlerde tatlı telaş var. Bayram temizliği filan. Sonra okullar açılıyor, okul alışverişi yapılacak daha sonra dersler yoğunlaşacak. Sınavlar olacak.. Daha sonra? Bu sonralar bitmez. Şimdiye bırakalım kısa bir süre, sonraları tamamıyla es geçmeden..

Bugün biraz gerilere gidip ruhunuzu dinlendiren küçük bir nostalji yapmak istedim. Yapabilirmiyim bilmiyorum. En azından deneyebilirim.. Umarım seversiniz..


♪♫ Aşık Mahsunu Şerif



Herkesin bildiği türkülerden "Han Sarhoş Hancı Sarhoş". Geçenlerde Youtube'de müzik dinlerken rastgele çıktı karşıma ya. Bundan dolayı böyle bir post yazmak istedim. Daha sonra günümüz pop şarkılarına ne kadarda aleni şekilde karışmışız. Yine ne varsa eskilerde var deyip dinlemeye doyamadığım türkülerden.

26 Temmuz 2016 Salı

Bir Dünya Gizli

8 yorum



Odamın penceresinin önünde kocaman bir kiraz ağacı var. Yakında ayrıca. Hayat saklı dallarında. Kocaman yürekler var içinde. Koca umutlar. Ne gülüşler saklı dallarında. Bizim üç kaltı evden bile uzun ağaç. Ben daha doğmadan gelmiş yaşadığım topraklara. Benden büyükce yani. Kışın çıplak kalır ama hiç eksiltmez yaşamını,İçindeki kocaman dünyasını. Uyur. Uyku zamanı geldiği için sessizce, kendince uyur işte. Herkes gibi. Her canlı gibi çeker yorganını üstüne en beyazından.. 

21 Temmuz 2016 Perşembe

Güneşle Ay'ın Aşkı

6 yorum


İmkansız aşkı bilir misiniz? Oldurmaya çalışırsın olduramazsın! Doğrultmaya çalışırsın doğrultamazsın... Aşıksın, aşkının karşılığı var ama imkansızlık var arada.

Güneşle Ay'ın aşkı gibi ya.. Öyle çok aşıklarki birbirine ikiside, öyle sevmişlerki birbirlerini. Güneş Ay'a tutulmuş Ay hapsolmuş  Güneşte.
Onları yakansa kocaman bir özlem. Güneş gündüzken, ay geceyi aydınlatan iki gezegenmiş ikiside.

Öyle ya bir şekilde karşılaşmışlar. Ne Ay,  Ay olmaktan vazgeçmiş ne de Güneş, Güneş olmaktan. Yine de sevmişler birbirlerini. İkiside inat ikiside deli..

Aralarında sinsi Dünya! Ayırmaya çalışmış sevenleri. Pek görüşemez oldu Ay ve Güneş. İkiside üzüntülerini,hasretlerini gizlemek için saklanmış ortak dostları Bulut'un arkasına. Ah bulut vah Bulut. Yanmış kavrulmuş bu iki aşıkların acısına dayanamamış hüngür hüngür ağlarmış herzaman başka yerlerde. Bu sebeple Bulut Ay'a Güneşten haber getirmiş, Güneşe de Aydan. Bu yüzden gezgincidir Bulut. Hem gecenin  dostu hem gündüzün.

Özlemdi onları kavuşturan. Senede mutlaka kısa da olsa buluşurlardı. Tutulurdu ikiside birbirine. Hasretle kavuşmak isteselerde Dünya bu kıskanır Güneşini işte. İsterdi ki Dünya, Güneş hep ona ışık versin. Bencildi biraz. Yada Güneşinden vazgeçemeyen sevdalı. Üç kişilik sevda da kocaman imkansızlık vardı ya...
Ne kavuşan oldu ne ayrılan...
Ay'da bırakmadı sevdiğine kavuşmasını engelleyen Dünya'nın peşini.
Varlığıyla çıldırtmak istesede Dünyayı, kısa sürede alıştılar birbirlerine.
Ne arkadaş olabildiler ne de düşman. Sadece birbirlerinin hayatında hep var oldular var olacaklar.
Ne aşkından vazgeçtiler ne de aşık olmaktan.
Güneş Ay ve Dünya
Ne yakın oldular ne de uzak.
Ne nefret ettiler nede imkanlı olabildiler.
Sadece oldular imkansız..
Ama aşık

8 Temmuz 2016 Cuma

İÇİMDEKİ BEN

9 yorum



Seviyorum içimdeki beni
Bana rağmen en hırçın en deli olan.
Bazen çok sessiz bazende bir okadar geveze.

28 Haziran 2016 Salı

Korkma Yaradan'dan

12 yorum


"Toplum sana Allah'tan korkmanı söyler, oysa korkunun olduğu yerde sevgi asla yoktur."

Toplum herşeyi söylediği gibi Allah'tan da korkmamızı söylüyor. Tek korkmamamız O iken.

Çocuklara;

17 Haziran 2016 Cuma

Bizim Koyun!

8 yorum


Bugün işlerimi bitirip,her şeyi ayarlayıp odama çekilip Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel kitabını okumaya yeni yeni dalmıştım ki sevgili biricik annem başını kapıdan içeri sokup "Lazkızı, amcan koyunu gırkıyo. Amcan dediki " Şampuan alsında gelsin gırptıkdan sonra goyunu yıkaycım. Lazkızı yardım etsin bana."
Tabi ben kucağımda kitabım gözlerimde hüsran içimde ise " yine bana hüsran" şarkısını mırıldana mırıldana kalktım yerimden kitabımı da yüzü koyum komidinin üstüne koyup. Koyunu kırpmaktan kastım yünlerini kesmek :) bir nevi tıraş etmek diyebiliriz. 

8 Haziran 2016 Çarşamba

Güvenmek ve İnanmak

8 yorum

Biz insanlar sürekli soru sorarız. Yönümüzü sorarız, adres sorarız, nereden aldığımızı sorarız, ne kadara aldığımızı sorarız... Gün içinde ne kadar da soru sorduğumuz sayamayız. Öyle ya muhabbet açarken, telefonla konuşurken, yoldan geçerken, müzik dinlerken merak edip sorarız.Aldığımız cevaplar kimi zaman tatmin eder, kimi de geçip giden öylesine verilen cevaplardır. Kimi felsefi sorular kimi komşunun yapılacak dedikodusu üzerine sorular kimi matematik kimi güncel kimide tarih.. Kimi cevaplar güven verir, kimine inanmazsın.. Birde kişiye olan güven ve inanç var.
Peki şöyle bir soruya değinecek olsam;

11 Mayıs 2016 Çarşamba

KIRGINIM

13 yorum



Öyle ! Kırgınım işte. Umursamaz olanlara kırgınım.
Umurun da olmayışıma kırgınım.
Gelip geçenlere, tebessümünü esirgeyenlere kırgınım.
Çiçeği koklamak yerine yolanlara kırgınım.
Kendi gibi davranmayanlara da en çok!
Biraz da kendime kırgınım.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

KENDİNCE

4 yorum

Hen insan kendince yaşar hayatı. En çokta acıları. Kırılan umutları, yorgunlukları, varlığı, yokluğu, hüznü...

Ama;
Ağır basan yorgunluk ve acılardır en çok.

Öyle ki;
Bir gün ahbabına bugün çok yoruldum felan işleri yaptım dediğinde size karşılık olarak " Benim yaptığım  işlerin yanında senin ki nedir" şeklinde karşılık verir. Ne sen onun yorgunluğunu anlarsın ne de o senin sen sadece kendince yorgunsundur.

18 Mart 2016 Cuma

Tuhaf Ama Gerçek - Batıl İnanç Diyebilir miyiz?

5 yorum


Siyah kedi görünce saçını tut,  merdiven altından geçme boyun kısa kalır, cuma günleri aynaya bakılmaz vb şekilde sıralanacak bir sürü bilmediğim hiç birine de inanmadığım batıl inançlar var. Kimileri hayatlarını batıl inançlara göre yaşıyor hatta. Şahit olmadım tabi ama duyduğum ve kanıksadığım durumlar. De şimdi bu yazıda kendimden bahsedeceğim. "E Laz Kızı inanmıyorum diyorsun da kendinden bahsedeceğim diyorsun. Bu ne peyriz ne lahana turşusu." dediğinizi duyar gibiyim. 


29 Şubat 2016 Pazartesi

Ters Düz

11 yorum
Söze nasıl başlayacağımı bilemedim şimdi. bilenler bilir eminim Kafa Dergi blog sahibesi arkadaşımızın kitabı Ters Düz 1 aralıkta çıkmıştı. bende internet üzerinden sipariş yerine kitapçıdan almayı seçenlerden olup bir ay kadarda beklememe rağmen zor buldum hikayenin geçtiği Trabzon'da. Kitabı bulur bulmaz okumadım malesef. o sırada Açık öğretim final sınavlarına çalışıyordum derken kitabı en sonunda elime alabildim. tabi bu söylediğim şimdi algılanmasın. kitabı okuyalı çok oldu :) da tembelliğim sayesinde anca yorum yapıyorum. Bu aralar bir tembellik aldı beni ki sormayın. Neyse lafı fazla uzatmadan geçeyim yorumuma..►

Kitabı elime aldığımda kapak wow dedirtti. Zira kitabın kapağı hoş kalitedeydi.. Adıyla anlamlı bir görsel vardı Ters Düz :)  Kitabın başında yazar deli balından bahsetmiş. Başlarken böyle tarifsiz bir gülümseme yayıldı ki sormayın. ( Deli balı yediğimi bilirim :)) Aslına bakarsanız kitabın konusu okuduğum kitaplar arasında farklıydı. İlginç geldi. Yazar sözcüklerini yerinde kullanmıştı. Kitabın konusu Trabzon'da geçiyordu. Bende bir Trabzonlu olarak daha bir dikkatli okudum kitabı..

11 Şubat 2016 Perşembe

Bugünü Es Geçiyoruz!

6 yorum
























Sürekli bir kargaşa halinde olup geleceğimize " iyi yaşam" sıfatı için çaba sarf ediyoruz. Geleceğimizin geleceğinden bile emin değilken... Umudumuzu şimdimizle harmanlayıp geleceğimizi yoğuruyoruz..
"Daha sonra yaparım" diye diye dahaların gelmeyeceğini, en önemlisi de şimdiki halimizin gelecekte olmayacağını unutuyoruz. Elimize geçeni bir köşeye kaldırıp sonra kullanırım demekle aynı şey... 
Bugünü es geçiyoruz. O halde " Bugüne anlam katan gelecektir." diyebilir miyiz? 
Ya da bugünü hiçliğe gömmekle ne kadar doğruyuz. Bilebilir miyiz?
 

LAZ KIZI Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting