Pages

8 Temmuz 2016 Cuma

İÇİMDEKİ BEN

9 yorum



Seviyorum içimdeki beni
Bana rağmen en hırçın en deli olan.
Bazen çok sessiz bazende bir okadar geveze.

28 Haziran 2016 Salı

Korkma Yaradan'dan

12 yorum


"Toplum sana Allah'tan korkmanı söyler, oysa korkunun olduğu yerde sevgi asla yoktur."

Toplum herşeyi söylediği gibi Allah'tan da korkmamızı söylüyor. Tek korkmamamız O iken.

Çocuklara;

17 Haziran 2016 Cuma

Bizim Koyun!

8 yorum


Bugün işlerimi bitirip,her şeyi ayarlayıp odama çekilip Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel kitabını okumaya yeni yeni dalmıştım ki sevgili biricik annem başını kapıdan içeri sokup "Lazkızı, amcan koyunu gırkıyo. Amcan dediki " Şampuan alsında gelsin gırptıkdan sonra goyunu yıkaycım. Lazkızı yardım etsin bana."
Tabi ben kucağımda kitabım gözlerimde hüsran içimde ise " yine bana hüsran" şarkısını mırıldana mırıldana kalktım yerimden kitabımı da yüzü koyum komidinin üstüne koyup. Koyunu kırpmaktan kastım yünlerini kesmek :) bir nevi tıraş etmek diyebiliriz. 

15 Haziran 2016 Çarşamba

Oku/Yorum

2 yorum
Okurken girizgahı havalardan yapan romanları hep sıradan bulmuşumdur. Hep aynı sıradanlık hep aynı boşluk. Okuyucuyu şöyle bir mest eden girizgah nerdeee.. Ama; ki kocaman bir aması var Lazkızı okuyucuları. Şöyle ki azcık bende o telden çalacağım şimdi.. Nasıl mı? Bak şimdi..

"Ah ahh arkadaş bu ne sıcak ki ne sıcak. Evde açılmadık kapı açılmadık pencere kalmadı cereyan etsinde azcık serinleyelim diye. Yok ne serinliği! Dışarıdan eve sıcak bastı da bastı. Buhar olup uçtuk yani. Dışarı çıksan aynı sıcaklık evde aynı. Kızarmış tavuğa döndük resmen. Aklımda hep bu sıcakta dışarıda çalışmak zorunda olanlar vardı. " Allahım sen sabır ver dayanma gücü ver" diye dualarım  eksik olmadı ne dilimden ne de gönlümden."

8 Haziran 2016 Çarşamba

Güvenmek ve İnanmak

8 yorum

Biz insanlar sürekli soru sorarız. Yönümüzü sorarız, adres sorarız, nereden aldığımızı sorarız, ne kadara aldığımızı sorarız... Gün içinde ne kadar da soru sorduğumuz sayamayız. Öyle ya muhabbet açarken, telefonla konuşurken, yoldan geçerken, müzik dinlerken merak edip sorarız.Aldığımız cevaplar kimi zaman tatmin eder, kimi de geçip giden öylesine verilen cevaplardır. Kimi felsefi sorular kimi komşunun yapılacak dedikodusu üzerine sorular kimi matematik kimi güncel kimide tarih.. Kimi cevaplar güven verir, kimine inanmazsın.. Birde kişiye olan güven ve inanç var.
Peki şöyle bir soruya değinecek olsam;

6 Haziran 2016 Pazartesi

Neler Neler!

3 yorum


İnsanın hayatta arkadaşları olmazsa olmazlarındandır değil mi? Birde dost dediklerimiz var. Öyle ortak noktalarınız vardır ki öyle çılgınlıklar yaparsınız ki hayat öyle renkli olur gökkuşağı misali..
Benimde dost dediğim canım Büşra Gürbüz yakın zamanlarda blog açtı. Ben yazılarını okurken hep zevk aldım. Büşrayla bir ortak noktamızda bu işte:  YAZILARIMIZ VE BLOG. Yazdığımız yazılara yorumlar yapar kendi kendimizi eleştiririz. Eksileriyle de artılarıyla da. Sohbetimize diğer arkadaşlarımızda katılınca daha da şenlenir her yer.. 

Büşranın blogu AŞKI ZİKREDEN YAZARDaha yeni olduğu için blog dünyasına alışma sürecinde diyebilirim onun için. Bu süreçte onu yalnız bırakmayalım ki yazılarını okuyunca zaten ister istemez okumaya devam edeceğinizi düşünüyorum :) 

11 Mayıs 2016 Çarşamba

KIRGINIM

13 yorum



Öyle ! Kırgınım işte. Umursamaz olanlara kırgınım.
Umurun da olmayışıma kırgınım.
Gelip geçenlere, tebessümünü esirgeyenlere kırgınım.
Çiçeği koklamak yerine yolanlara kırgınım.
Kendi gibi davranmayanlara da en çok!
Biraz da kendime kırgınım.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

KENDİNCE

4 yorum

Hen insan kendince yaşar hayatı. En çokta acıları. Kırılan umutları, yorgunlukları, varlığı, yokluğu, hüznü...

Ama;
Ağır basan yorgunluk ve acılardır en çok.

Öyle ki;
Bir gün ahbabına bugün çok yoruldum felan işleri yaptım dediğinde size karşılık olarak " Benim yaptığım  işlerin yanında senin ki nedir" şeklinde karşılık verir. Ne sen onun yorgunluğunu anlarsın ne de o senin sen sadece kendince yorgunsundur.

18 Mart 2016 Cuma

Tuhaf Ama Gerçek - Batıl İnanç Diyebilir miyiz?

5 yorum


Siyah kedi görünce saçını tut,  merdiven altından geçme boyun kısa kalır, cuma günleri aynaya bakılmaz vb şekilde sıralanacak bir sürü bilmediğim hiç birine de inanmadığım batıl inançlar var. Kimileri hayatlarını batıl inançlara göre yaşıyor hatta. Şahit olmadım tabi ama duyduğum ve kanıksadığım durumlar. De şimdi bu yazıda kendimden bahsedeceğim. "E Laz Kızı inanmıyorum diyorsun da kendinden bahsedeceğim diyorsun. Bu ne peyriz ne lahana turşusu." dediğinizi duyar gibiyim. 


29 Şubat 2016 Pazartesi

Ters Düz

11 yorum
Söze nasıl başlayacağımı bilemedim şimdi. bilenler bilir eminim Kafa Dergi blog sahibesi arkadaşımızın kitabı Ters Düz 1 aralıkta çıkmıştı. bende internet üzerinden sipariş yerine kitapçıdan almayı seçenlerden olup bir ay kadarda beklememe rağmen zor buldum hikayenin geçtiği Trabzon'da. Kitabı bulur bulmaz okumadım malesef. o sırada Açık öğretim final sınavlarına çalışıyordum derken kitabı en sonunda elime alabildim. tabi bu söylediğim şimdi algılanmasın. kitabı okuyalı çok oldu :) da tembelliğim sayesinde anca yorum yapıyorum. Bu aralar bir tembellik aldı beni ki sormayın. Neyse lafı fazla uzatmadan geçeyim yorumuma..►

Kitabı elime aldığımda kapak wow dedirtti. Zira kitabın kapağı hoş kalitedeydi.. Adıyla anlamlı bir görsel vardı Ters Düz :)  Kitabın başında yazar deli balından bahsetmiş. Başlarken böyle tarifsiz bir gülümseme yayıldı ki sormayın. ( Deli balı yediğimi bilirim :)) Aslına bakarsanız kitabın konusu okuduğum kitaplar arasında farklıydı. İlginç geldi. Yazar sözcüklerini yerinde kullanmıştı. Kitabın konusu Trabzon'da geçiyordu. Bende bir Trabzonlu olarak daha bir dikkatli okudum kitabı..

11 Şubat 2016 Perşembe

Bugünü Es Geçiyoruz!

6 yorum
























Sürekli bir kargaşa halinde olup geleceğimize " iyi yaşam" sıfatı için çaba sarf ediyoruz. Geleceğimizin geleceğinden bile emin değilken... Umudumuzu şimdimizle harmanlayıp geleceğimizi yoğuruyoruz..
"Daha sonra yaparım" diye diye dahaların gelmeyeceğini, en önemlisi de şimdiki halimizin gelecekte olmayacağını unutuyoruz. Elimize geçeni bir köşeye kaldırıp sonra kullanırım demekle aynı şey... 
Bugünü es geçiyoruz. O halde " Bugüne anlam katan gelecektir." diyebilir miyiz? 
Ya da bugünü hiçliğe gömmekle ne kadar doğruyuz. Bilebilir miyiz?

1 Şubat 2016 Pazartesi

Bi Dolu

4 yorum





















Bir of, bir ah ne kadar sıkabilir canı,
Öyle sıkıldım.
Ağlamak istersin..
Ama ağlayamazsın
Daha fazla sıkılırsın
Konuşmak istersin.
Anlaşılmazsın
Sohbet edilir,
Anlatamazsın.
Ve yine sıkılırsın.
İçini dökeceğin zaman,
Ararsın..

31 Ocak 2016 Pazar

Oradan Buraya Bir Kapitalizm: Pembe-Mavi

6 yorum
Eminim sizlerde farketmişsinizdir pembe mavi çılgınlığını. Evet çılgınlık diyorum buna. Her yerde her şeyde bu iki renk uyumu var artık. Kıyafetlerde, ev dekorlarında; özellikle mutfak ve oturma odası şıklığında kullanılır oldu.. İnstagramda dekor üzerine sayfaları takip edenler bilir ki her yerde beyazla harmanlanmış bu iki renk. Ürün güzel olmasa dahi pembe yada mavi ise alıyorlar. Çılgınca birbirlerine soruyorlar " Nereden aldın?" diye. Ama bu yaşama tekdüzelikten başka bişe getirdiği yok.  Bu sadece renklerde sınırlı kalmıyor. Telefonlarımız.. Kimin eline bakarsanız bakın aynı model telefonlar. Ve genelde aynı renk. Dört çeşit. Siyah, gri, beyaz ve gold. Bilindiği ya da anlaşıldığı gibi mi demeliyim ama " Görsellik" önplanda olduğu dönemdeyiz. Kimliğimiz belirleyende insanların gözündeki saygınlığımız da üzerimizdekilerden ibaret.. Karakterimizden çok üzerimizdekilere ( sadece kıyafet olarak düşünmeyin lütfen) bu saygı..
Küresel tüketiciyiz yani , tüketimlerde benzerlik göstermesi; aynı zevkler ve tarzlar.. Akıllara aynılaşıyoruz düşüncesini getirmiyor mu? Peki buna sebep olan şey ne diye sorsam ne cevap verirsiniz?


Geçenlerde ders kitabımda bir söz vardı " Az imalat, fazla kar"..Zaten bu yazıyı yazmama sebepte bu söz. Benim cevabım ise kapitalizm oyunu.. Az imalat derken çeşitlilikten bahsedilmiş. Böyle ki üretici daha çok kazanıyor ama kazanırken de tüketiciye saygızılık ediyor gibi geliyor bana. Sömürülmek gibi..


14 Aralık 2015 Pazartesi

Laz Kızı'nın Tatlı-Eğreti Olayı

19 yorum
Başımdan geçen bu tatlı-eğreti olayı dün yaşamıştım ama dünkü bu can sıkıntısıyla yazmak bile gelmediydi içimden... Şimdi geçti, ama ben yinede sizinle paylaşmak istedim. Blogu açarken hem daha önce yazdığım yazıları daha fazla kişiye ulaştırmak vardı hemde sevincimi, sıkıntımı paylaşmak vardı.. O sebeple dün not defterime yazdığım bu yazıyı sizinle eksiksiz ve  fazlası olmadan paylaşıyorum.

Sebepsiz yere insanın içine sıkıntı girer ya, bütün huzurunuzun içine limon sıkıp sizi telaşa sokup ne yapacağını bilemez şekilde volta atmaya iter ya.. Durup dururken canınız yemek, tatlı vb şeyler yemek ister ya, hele de gece gece... Kafada kilo alırım derdi bir yana rahatsız eder beni düşüncesini bir yana atıp, dolabın kapağını açtığınızda hüsranla karşılaşırız ya, hah işte bu sıkıntı

4 Aralık 2015 Cuma

Bir Aşk

13 yorum

Buharı üzerinde sevdamın
Yeni güne doğan güneş gibi
Fırından çıkan ekmek gibi,
Sıcacık, mis kokulu.

30 Kasım 2015 Pazartesi

Bitmek

19 yorum
         


Her şey bitiyor. Elimizde tuttuğumuz yada tutmadığımız her şey.. Telefonun şarjı en basitinden. Zamanımız, paramız, bakkaldan aldığımız çikolatamız.. Bitmesi gerekenler biter de ya bitmemesi gerekenler.
İNSANLIK gibi...
Sonra umutlarımız, sevgimiz gibi nefretimiz de... Şaşkınlığımız da bitiyor mutluluk da hüzün de, aşkta.. Duygularımız bitiyor. Bilerek körleştiriyoruz. Ya bilerek ya da bilmeyerek. Oluyor işte bir şekilde.
Kıyıya vuran dalga kıyıda bitimi veriyor yoksa geldiği gibi geri mi gidiyor? Bitenler gibi mesela.. Bitenler de geri geliyor mu?

23 Kasım 2015 Pazartesi

Karmakarışık

2 yorum



Kulağımda kulaklığımdan gelen müziğin sesiyle sizlere ulaşıyorum Laz Kızı okuyucuları. Uzun zaman oldu yazmayalı hatta blogger'a uğramayalı. Annemin sağlık problemi sebebiyle tamamen uzaklaştım net dünyasından kısa bir süre. Benim için sıkıntılı günlerdi.. Geçtiğimiz hafta salı ameliyat oldu. Çok zordu benim için onu ameliyathanenin önünde beklemesi.  Oranın psikolojisi ayrı apayrıymış.. Orada tanıdık birilerine ihtiyaç kesinlikle oluyormuş. Çok şükür ki iyi şimdi annem ..

20 Eylül 2015 Pazar

Sen Kaç Yaşındasın?

11 yorum


Her insanın takılıp kaldığı yaş vardır. Kime sorsanız size "şu" yaştayım diyecektir kesin. Ruhumuzun ait olduğu yaş. Bazen beklenmedik bir davranış sergilediğimizde " Bunu senden hiç beklemezdim, Vayy şaşırttın beni" gibi cümleler duyuyorsak bu takılıp kaldığımız yaşın sorumluluğu altında yapılan davranış olduğunu düşünüyorum.Geçenlerde sevdiğim ablamla bu konu hakkında konuştuk. Bana " Ben 22 yaşındayım." demişti. Kendisinin takılıp kaldığı yaş. Evlendiği yaş...


16 Eylül 2015 Çarşamba

MİM 5

4 yorum


Bu mim'i bana paslayan sevgili  Vişne Reçeli blog sahibesi SunYun' a teşekkür ediyorum. Bu mimi biraz geç paylaşıyorum çünkü aceleye getirip eksik cevaplar vermek istemedim. Mim'in tek sorusu var.

  ♣ Sen hangi renksin?


Tanışmak adına menüsündeki yazımda da kendimi tanıtmak konusunda beceriksiz olduğum konusunda yakınıp durmuştum. Ki kendimi renklerle tanıtmak daha da zor olduğu için beklettim biraz da yazmayı. Düşüne taşına, içime en sinen yazıyı yazmak için bekledim. Şimdi cevaplama sırası sanırım :)


İlk olarak pembe demek istiyorum. Düşlerin,hayallerin rengi pembe.. Fazlasıyla hayal kurarım. Hayal dünyasının bucaksız bi dünya olduğunu düşünürüm. Sanırım hayal kurmaya iten sebep de orda hep mutluyuz.






14 Eylül 2015 Pazartesi

Laz Kızı İnstagramda

4 yorum
Yaz tatili olduğunda bol bol dinlenip keyfini çıkaracağım demiştim lakin hiçte öyle olmadı. Nedendir bilmem ama bu tatil sezonunda baya bir yoruldum. Düşünün yani doğru düzgün bir Kore dizisi bile izleyemedim. Bloga da girip yazılarımı yazamadım. O yüzden bu yazı benim için bir geri dönüş yazısı diye biliriz. Ama ilk önce takip edemediğim blogları bir yoklayım dimi, çok şey kaçırmışım gibi hissediyorum nedense.

 

LAZ KIZI Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting