Pages

20 Temmuz 2014 Pazar

Aynı Yıldızın Altında

 Bu kitabı nette görmüştüm. Fotoğrafın altındaki yorumları okuduğumda hemen almalıyım demiştim. Ama hemen almamıştım. Bir gün yolum kitapçıya düştü ve elime aldığım bir sürü kitabı ayy ne kadar güzel diyerek bağrıma bassamda hepsini alamıyordum tabiki.. Raflarda o kitap senin bu kitap benim diye dolaşırken  mavi kapağıyla gözüme çarpan, adı Aynı Yıldızın Altında olan romanı gördüm. Elime alıp hemen arka yazısını okudum. Romanın konusu ilginç gelmişti. Daha sonra  " yahu ben bu kitabı zaten almayacakmıydım" diye içimden konuştuktan sonra en nihayetinde kitabı aldım. kitapla ilgili düşüncelerime geçmeden önce size arka yazısını yazayım da sizde okuyun.. :))

  
Yıldızların hastalık ile sağlık, ölüm ile yaşam arasında çektiği çizgide gidip gelen iki gencin, sayılı günlerinde sonsuzluğu bulma hikayesi...

 On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace'in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır.


Fakat Agustus Waters isimli, yakışıklı bir süpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubu'nda boy gösterince Hazel'ın  hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimlerine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır..

Bu arka yazısında birde yazarın kitabı kaleme alış şeklinde ufak övgüyle bahsediyor size onuda yazayım..

John Green alçakgönüllü bir üslup ve son derece içten duygularla kaleme aldığı romanda hayatta kalma ve âşık olmanın komik, heyecan verici ve trajik yönlerini gözler önüne seriyor...



Şimdi gelelim asıl kitap hakkındaki düşüncelerime. kitabı okurken yani kitabın ortalarına gelmişken içimden " yahu kitabın altındaki yorumlarda kitabı göklere çıkardılar da bende mi sorun var da kitaptan lezzet alamıyorum" diye düşünmeye başladım. Bana kalırsa yazar gereksiz betimlemeler de bulunmuş. Nasıl mı?
Yazar iki karakter arasına konuşma geçerken birden karakterlerin oynadıkları  ekran oynu ( playstation) anlatmaya başlıyor ve buda okuyucuyu kitaba  adapte olmasını zorluyor. Ki ben de kitaba adapte olmakta zorlandım.. kitabın ilk sayfasını okurken " vayy çok iyi yazımı var. Sade ve anlaşılır. günlük dilde yazılmış dedim ama bu benim tek artı özelliği, eksilerle birlikte yok oldu.

Romanda iki karakterinde okuduğu bir kitapdan bahsediyor - Görkemli Izdırap-  . Görkemli Izdırap'ın yazarı kitabı final vermeden bitirdiği için Hazel ve Agustus yazara e-mail atıyorlar ve gel zaman git zaman yazar onları Amsterdam'a davet ediyor. karakterlerin amacı kitaptaki kişilerin sonunda ne olduklarını öğrenme çabası ama yazar onlara ellerinde kocaman bir sıfırla geri yolluyor.

Bu konuya neden değindiğimi birazdan anlarsınız..

Ama ondan önce size kitabımı nasıl elimden düşürdüğümü anlatayım..

Kitabı okumak için bahçeye çıktım. kitabım elimde bahçede bulunan kocama ıhlamur ağacının gölgesinde koltuklara oturdum kitabı okumaya başladım. bir yandan kitabı okurken bir yandan da sineklerle boğuşuyordum.. Sineklerle boğuşmam sırasında ayağa kalkarken kucağımda unuttuğum kitabım yere düşerek çimlerden nasibini aldı. Ve yeşil sayfalara bürünerek bana geri döndü. Daha alalı bir saat bile olmamış olan kitabı sanki yıllardır kullanıyormuşçasına bir yıpranmış hali vardı ve ben daha diğer romanlarımın yanına koymadan kitap mundar oldu.. Üzülürüm ben buna.

Kitapla olan maceramı da anlattıktan sonra parça parça olan yazımı tamamlamaya devam edeyim en iyisi ben..

kitap benim için hayal kırıklığı oldu diye bilirim. Bu hayal kırıklığı kitabın beni pek memnun etmemesi mi diyim yoksa kitabın beni memnun edecek kadar iyi olmamasından mı kaynaklanıyor bilmiyorum. hani kitabı okurken " acaba kitabın sonunda ne oluyor" diye merak ederiz ve kitap bitmesine çok varken hemen en son sayfayı açıp finali okuruz ya.. Ha işte o istek bende olmadı.. Kitabı bir kenara bırakıp okumasam da olur diyesim geldi. En nihayetinde romanı bitirdim ama bu romanda ağzımda hiç bir tat bırakmadan rafta yıllanmak üzare yerini aldı ve çokta uykuya daldı.

Kitabı bitirir bitirmez aklıma gelen tek düşünce yazarımız John Green'in kendi romanında bahsettiği şu Görkemli Izdırap'ta ki gibi bu romanı da  yarım final vermesi oldu. acaba o da okuyucularının kednisini bulması ve Aynı Yıldızın Altında hakkında kendisine sorular sorulmasını mı istiyor diye düşündüm. Yani ben olsam bu kitap için böyle bir zahmete bile girmem.. ama zevk meselesi işte herkes benim gibi düşünmez..


Not :)) Romanın üstünde duran kalp şeklinde olan şey aslında benin en sevdiğim tokam. :)) onun orada ne işi mi var. ee şeyy kendisi kitap okurken bana ayraç olarak eşlik etti de biraz :D.

Kitabın filmini çekmişler diye duyduğumda hemen fragmanını izledim ve filmi daha çok hoşuma gitti benim.. bir kitabı filme çevirdiklerinde kitap orjinalliğini kaybediyor ama nedense bu romanın film olması hoşuma gitti.. işte filmin fragmanı..





Evet kesinlikle ama kesinlikle filmi daha güzel..






2 yorum:

Uzun Hikaye dedi ki...

Çalan huzur parçasıyla beraber Aynı Yıldızın Altında kitabını görünce anında gözlerim doldu,neden böyle oldum ki^^
Blogun çok tatlı,umarım mutlu yepyeni paylaşımlar yapman da nasip olur,şimdiden kolay gelsin^_^

nurgül kantekin dedi ki...

çok teşekkür ederim. :)) böyle yorumlar alınca ne mutlu bana ^_^

Yorum Gönder

 

LAZ KIZI Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting