Odamın penceresinin
önünde kocaman bir kiraz ağacı var. Yakında ayrıca. Hayat saklı dallarında.
Kocaman yürekler var içinde. Koca umutlar. Ne gülüşler saklı dallarında. Bizim
üç kaltı evden bile uzun ağaç. Ben daha doğmadan gelmiş yaşadığım topraklara. Benden
büyükce yani. Kışın çıplak kalır ama hiç eksiltmez yaşamını,İçindeki kocaman
dünyasını. Uyur. Uyku zamanı geldiği için sessizce, kendince uyur işte. Herkes
gibi. Her canlı gibi çeker yorganını üstüne en beyazından..
26 Temmuz 2016 Salı
21 Temmuz 2016 Perşembe
Güneşle Ay'ın Aşkı
İmkansız aşkı bilir misiniz? Oldurmaya çalışırsın olduramazsın! Doğrultmaya çalışırsın doğrultamazsın... Aşıksın, aşkının karşılığı var ama imkansızlık var arada.
Güneşle Ay'ın aşkı gibi ya.. Öyle çok aşıklarki birbirine ikiside, öyle sevmişlerki birbirlerini. Güneş Ay'a tutulmuş Ay hapsolmuş Güneşte.
Onları yakansa kocaman bir özlem. Güneş gündüzken, ay geceyi aydınlatan iki gezegenmiş ikiside.
Öyle ya bir şekilde karşılaşmışlar. Ne Ay, Ay olmaktan vazgeçmiş ne de Güneş, Güneş olmaktan. Yine de sevmişler birbirlerini. İkiside inat ikiside deli..
Aralarında sinsi Dünya! Ayırmaya çalışmış sevenleri. Pek görüşemez oldu Ay ve Güneş. İkiside üzüntülerini,hasretlerini gizlemek için saklanmış ortak dostları Bulut'un arkasına. Ah bulut vah Bulut. Yanmış kavrulmuş bu iki aşıkların acısına dayanamamış hüngür hüngür ağlarmış herzaman başka yerlerde. Bu sebeple Bulut Ay'a Güneşten haber getirmiş, Güneşe de Aydan. Bu yüzden gezgincidir Bulut. Hem gecenin dostu hem gündüzün.
Özlemdi onları kavuşturan. Senede mutlaka kısa da olsa buluşurlardı. Tutulurdu ikiside birbirine. Hasretle kavuşmak isteselerde Dünya bu kıskanır Güneşini işte. İsterdi ki Dünya, Güneş hep ona ışık versin. Bencildi biraz. Yada Güneşinden vazgeçemeyen sevdalı. Üç kişilik sevda da kocaman imkansızlık vardı ya...
Ne kavuşan oldu ne ayrılan...
Ay'da bırakmadı sevdiğine kavuşmasını engelleyen Dünya'nın peşini.
Varlığıyla çıldırtmak istesede Dünyayı, kısa sürede alıştılar birbirlerine.
Ne arkadaş olabildiler ne de düşman. Sadece birbirlerinin hayatında hep var oldular var olacaklar.
Ne aşkından vazgeçtiler ne de aşık olmaktan.
Güneş Ay ve Dünya
Ne yakın oldular ne de uzak.
Ne nefret ettiler nede imkanlı olabildiler.
Sadece oldular imkansız..
Ama aşık
Categories
Düşünceler
8 Temmuz 2016 Cuma
İÇİMDEKİ BEN
Seviyorum içimdeki beni
Bana rağmen en hırçın en deli olan.
Bazen çok sessiz bazende bir okadar geveze.
Categories
Düşünceler
28 Haziran 2016 Salı
Korkma Yaradan'dan
"Toplum sana Allah'tan korkmanı söyler, oysa korkunun olduğu yerde sevgi asla yoktur."
Toplum herşeyi söylediği gibi Allah'tan da korkmamızı söylüyor. Tek korkmamamız O iken.
Çocuklara;
Categories
Düşünceler
17 Haziran 2016 Cuma
Bizim Koyun!
Bugün işlerimi bitirip,her şeyi ayarlayıp odama çekilip Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel kitabını okumaya yeni yeni dalmıştım ki sevgili biricik annem başını kapıdan içeri sokup "Lazkızı, amcan koyunu gırkıyo. Amcan dediki " Şampuan alsında gelsin gırptıkdan sonra goyunu yıkaycım. Lazkızı yardım etsin bana."
Tabi ben kucağımda kitabım gözlerimde hüsran içimde ise " yine bana hüsran" şarkısını mırıldana mırıldana kalktım yerimden kitabımı da yüzü koyum komidinin üstüne koyup. Koyunu kırpmaktan kastım yünlerini kesmek :) bir nevi tıraş etmek diyebiliriz.
Categories
Düşünceler
15 Haziran 2016 Çarşamba
Oku/Yorum
Okurken girizgahı havalardan yapan romanları hep sıradan bulmuşumdur. Hep aynı sıradanlık hep aynı boşluk. Okuyucuyu şöyle bir mest eden girizgah nerdeee.. Ama; ki kocaman bir aması var Lazkızı okuyucuları. Şöyle ki azcık bende o telden çalacağım şimdi.. Nasıl mı? Bak şimdi..
"Ah ahh arkadaş bu ne sıcak ki ne sıcak. Evde açılmadık kapı açılmadık pencere kalmadı cereyan etsinde azcık serinleyelim diye. Yok ne serinliği! Dışarıdan eve sıcak bastı da bastı. Buhar olup uçtuk yani. Dışarı çıksan aynı sıcaklık evde aynı. Kızarmış tavuğa döndük resmen. Aklımda hep bu sıcakta dışarıda çalışmak zorunda olanlar vardı. " Allahım sen sabır ver dayanma gücü ver" diye dualarım eksik olmadı ne dilimden ne de gönlümden."
Categories
kitaplar
8 Haziran 2016 Çarşamba
Güvenmek ve İnanmak
Peki şöyle bir soruya değinecek olsam;
Categories
Düşünceler
6 Haziran 2016 Pazartesi
Neler Neler!
İnsanın hayatta arkadaşları olmazsa olmazlarındandır değil mi? Birde dost dediklerimiz var. Öyle ortak noktalarınız vardır ki öyle çılgınlıklar yaparsınız ki hayat öyle renkli olur gökkuşağı misali..
Benimde dost dediğim canım Büşra Gürbüz yakın zamanlarda blog açtı. Ben yazılarını okurken hep zevk aldım. Büşrayla bir ortak noktamızda bu işte: YAZILARIMIZ VE BLOG. Yazdığımız yazılara yorumlar yapar kendi kendimizi eleştiririz. Eksileriyle de artılarıyla da. Sohbetimize diğer arkadaşlarımızda katılınca daha da şenlenir her yer..
Büşranın blogu AŞKI ZİKREDEN YAZAR. Daha yeni olduğu için blog dünyasına alışma sürecinde diyebilirim onun için. Bu süreçte onu yalnız bırakmayalım ki yazılarını okuyunca zaten ister istemez okumaya devam edeceğinizi düşünüyorum :)
11 Mayıs 2016 Çarşamba
KIRGINIM
Öyle ! Kırgınım işte. Umursamaz olanlara kırgınım.
Umurun da olmayışıma kırgınım.
Gelip geçenlere, tebessümünü esirgeyenlere kırgınım.
Çiçeği koklamak yerine yolanlara kırgınım.
Kendi gibi davranmayanlara da en çok!
Kendi gibi davranmayanlara da en çok!
Biraz da kendime kırgınım.
Categories
Düşünceler
2 Mayıs 2016 Pazartesi
KENDİNCE
Hen insan kendince yaşar hayatı. En çokta acıları. Kırılan umutları, yorgunlukları, varlığı, yokluğu, hüznü...Ama;
Ağır basan yorgunluk ve acılardır en çok.
Öyle ki;
Bir gün ahbabına bugün çok yoruldum felan işleri yaptım dediğinde size karşılık olarak " Benim yaptığım işlerin yanında senin ki nedir" şeklinde karşılık verir. Ne sen onun yorgunluğunu anlarsın ne de o senin sen sadece kendince yorgunsundur.
Categories
Düşünceler
18 Mart 2016 Cuma
Tuhaf Ama Gerçek - Batıl İnanç Diyebilir miyiz?
Siyah kedi görünce saçını tut, merdiven altından geçme boyun kısa kalır, cuma günleri aynaya bakılmaz vb şekilde sıralanacak bir sürü bilmediğim hiç birine de inanmadığım batıl inançlar var. Kimileri hayatlarını batıl inançlara göre yaşıyor hatta. Şahit olmadım tabi ama duyduğum ve kanıksadığım durumlar. De şimdi bu yazıda kendimden bahsedeceğim. "E Laz Kızı inanmıyorum diyorsun da kendinden bahsedeceğim diyorsun. Bu ne peyriz ne lahana turşusu." dediğinizi duyar gibiyim.
Categories
Düşünceler
29 Şubat 2016 Pazartesi
Ters Düz
Söze nasıl başlayacağımı bilemedim şimdi. bilenler bilir eminim Kafa Dergi blog sahibesi arkadaşımızın kitabı Ters Düz 1 aralıkta çıkmıştı. bende internet üzerinden sipariş yerine kitapçıdan almayı seçenlerden olup bir ay kadarda beklememe rağmen zor buldum hikayenin geçtiği Trabzon'da. Kitabı bulur bulmaz okumadım malesef. o sırada Açık öğretim final sınavlarına çalışıyordum derken kitabı en sonunda elime alabildim. tabi bu söylediğim şimdi algılanmasın. kitabı okuyalı çok oldu :) da tembelliğim sayesinde anca yorum yapıyorum. Bu aralar bir tembellik aldı beni ki sormayın. Neyse lafı fazla uzatmadan geçeyim yorumuma..►
Kitabı elime aldığımda kapak wow dedirtti. Zira kitabın kapağı hoş kalitedeydi.. Adıyla anlamlı bir görsel vardı Ters Düz :) Kitabın başında yazar deli balından bahsetmiş. Başlarken böyle tarifsiz bir gülümseme yayıldı ki sormayın. ( Deli balı yediğimi bilirim :)) Aslına bakarsanız kitabın konusu okuduğum kitaplar arasında farklıydı. İlginç geldi. Yazar sözcüklerini yerinde kullanmıştı. Kitabın konusu Trabzon'da geçiyordu. Bende bir Trabzonlu olarak daha bir dikkatli okudum kitabı..
Categories
Düşünceler,
kitaplar
11 Şubat 2016 Perşembe
Bugünü Es Geçiyoruz!
"Daha sonra yaparım" diye diye dahaların gelmeyeceğini, en önemlisi de şimdiki halimizin gelecekte olmayacağını unutuyoruz. Elimize geçeni bir köşeye kaldırıp sonra kullanırım demekle aynı şey...
Bugünü es geçiyoruz. O halde " Bugüne anlam katan gelecektir." diyebilir miyiz?
Ya da bugünü hiçliğe gömmekle ne kadar doğruyuz. Bilebilir miyiz?
Categories
Düşünceler
1 Şubat 2016 Pazartesi
Bi Dolu
Categories
Düşünceler
31 Ocak 2016 Pazar
Oradan Buraya Bir Kapitalizm: Pembe-Mavi
Eminim sizlerde farketmişsinizdir pembe mavi çılgınlığını. Evet çılgınlık diyorum buna. Her yerde her şeyde bu iki renk uyumu var artık. Kıyafetlerde, ev dekorlarında; özellikle mutfak ve oturma odası şıklığında kullanılır oldu.. İnstagramda dekor üzerine sayfaları takip edenler bilir ki her yerde beyazla harmanlanmış bu iki renk. Ürün güzel olmasa dahi pembe yada mavi ise alıyorlar. Çılgınca birbirlerine soruyorlar " Nereden aldın?" diye. Ama bu yaşama tekdüzelikten başka bişe getirdiği yok. Bu sadece renklerde sınırlı kalmıyor. Telefonlarımız.. Kimin eline bakarsanız bakın aynı model telefonlar. Ve genelde aynı renk. Dört çeşit. Siyah, gri, beyaz ve gold. Bilindiği ya da anlaşıldığı gibi mi demeliyim ama " Görsellik" önplanda olduğu dönemdeyiz. Kimliğimiz belirleyende insanların gözündeki saygınlığımız da üzerimizdekilerden ibaret.. Karakterimizden çok üzerimizdekilere ( sadece kıyafet olarak düşünmeyin lütfen) bu saygı..
Küresel tüketiciyiz yani , tüketimlerde benzerlik göstermesi; aynı zevkler ve tarzlar.. Akıllara aynılaşıyoruz düşüncesini getirmiyor mu? Peki buna sebep olan şey ne diye sorsam ne cevap verirsiniz?
Geçenlerde ders kitabımda bir söz vardı " Az imalat, fazla kar"..Zaten bu yazıyı yazmama sebepte bu söz. Benim cevabım ise kapitalizm oyunu.. Az imalat derken çeşitlilikten bahsedilmiş. Böyle ki üretici daha çok kazanıyor ama kazanırken de tüketiciye saygızılık ediyor gibi geliyor bana. Sömürülmek gibi..
Categories
Düşünceler
14 Aralık 2015 Pazartesi
Laz Kızı'nın Tatlı-Eğreti Olayı
Başımdan geçen bu tatlı-eğreti olayı dün yaşamıştım ama dünkü bu can sıkıntısıyla yazmak bile gelmediydi içimden... Şimdi geçti, ama ben yinede sizinle paylaşmak istedim. Blogu açarken hem daha önce yazdığım yazıları daha fazla kişiye ulaştırmak vardı hemde sevincimi, sıkıntımı paylaşmak vardı.. O sebeple dün not defterime yazdığım bu yazıyı sizinle eksiksiz ve fazlası olmadan paylaşıyorum.
Sebepsiz yere insanın içine sıkıntı girer ya, bütün huzurunuzun içine limon sıkıp sizi telaşa sokup ne yapacağını bilemez şekilde volta atmaya iter ya.. Durup dururken canınız yemek, tatlı vb şeyler yemek ister ya, hele de gece gece... Kafada kilo alırım derdi bir yana rahatsız eder beni düşüncesini bir yana atıp, dolabın kapağını açtığınızda hüsranla karşılaşırız ya, hah işte bu sıkıntı
Categories
Düşünceler
4 Aralık 2015 Cuma
30 Kasım 2015 Pazartesi
Bitmek
Her şey bitiyor. Elimizde tuttuğumuz yada tutmadığımız her şey.. Telefonun şarjı en basitinden. Zamanımız, paramız, bakkaldan aldığımız çikolatamız.. Bitmesi gerekenler biter de ya bitmemesi gerekenler.
İNSANLIK gibi...
Sonra umutlarımız, sevgimiz gibi nefretimiz de... Şaşkınlığımız da bitiyor mutluluk da hüzün de, aşkta.. Duygularımız bitiyor. Bilerek körleştiriyoruz. Ya bilerek ya da bilmeyerek. Oluyor işte bir şekilde.
Kıyıya vuran dalga kıyıda bitimi veriyor yoksa geldiği gibi geri mi gidiyor? Bitenler gibi mesela.. Bitenler de geri geliyor mu?
Categories
Düşünceler
23 Kasım 2015 Pazartesi
Karmakarışık
Kulağımda kulaklığımdan gelen müziğin sesiyle sizlere ulaşıyorum Laz Kızı okuyucuları. Uzun zaman oldu yazmayalı hatta blogger'a uğramayalı. Annemin sağlık problemi sebebiyle tamamen uzaklaştım net dünyasından kısa bir süre. Benim için sıkıntılı günlerdi.. Geçtiğimiz hafta salı ameliyat oldu. Çok zordu benim için onu ameliyathanenin önünde beklemesi. Oranın psikolojisi ayrı apayrıymış.. Orada tanıdık birilerine ihtiyaç kesinlikle oluyormuş. Çok şükür ki iyi şimdi annem ..
Categories
Şiirler
20 Eylül 2015 Pazar
Sen Kaç Yaşındasın?
Her insanın takılıp kaldığı yaş vardır. Kime sorsanız size "şu" yaştayım diyecektir kesin. Ruhumuzun ait olduğu yaş. Bazen beklenmedik bir davranış sergilediğimizde " Bunu senden hiç beklemezdim, Vayy şaşırttın beni" gibi cümleler duyuyorsak bu takılıp kaldığımız yaşın sorumluluğu altında yapılan davranış olduğunu düşünüyorum.Geçenlerde sevdiğim ablamla bu konu hakkında konuştuk. Bana " Ben 22 yaşındayım." demişti. Kendisinin takılıp kaldığı yaş. Evlendiği yaş...
Categories
Düşünceler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













