Pages

6 Haziran 2016 Pazartesi

Neler Neler!

3 yorum


İnsanın hayatta arkadaşları olmazsa olmazlarındandır değil mi? Birde dost dediklerimiz var. Öyle ortak noktalarınız vardır ki öyle çılgınlıklar yaparsınız ki hayat öyle renkli olur gökkuşağı misali..
Benimde dost dediğim canım Büşra Gürbüz yakın zamanlarda blog açtı. Ben yazılarını okurken hep zevk aldım. Büşrayla bir ortak noktamızda bu işte:  YAZILARIMIZ VE BLOG. Yazdığımız yazılara yorumlar yapar kendi kendimizi eleştiririz. Eksileriyle de artılarıyla da. Sohbetimize diğer arkadaşlarımızda katılınca daha da şenlenir her yer.. 

Büşranın blogu AŞKI ZİKREDEN YAZAR. Daha yeni olduğu için blog dünyasına alışma sürecinde diyebilirim onun için. Bu süreçte onu yalnız bırakmayalım ki yazılarını okuyunca zaten ister istemez okumaya devam edeceğinizi düşünüyorum :) 

11 Mayıs 2016 Çarşamba

KIRGINIM

13 yorum



Öyle ! Kırgınım işte. Umursamaz olanlara kırgınım.
Umurun da olmayışıma kırgınım.
Gelip geçenlere, tebessümünü esirgeyenlere kırgınım.
Çiçeği koklamak yerine yolanlara kırgınım.
Kendi gibi davranmayanlara da en çok!
Biraz da kendime kırgınım.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

KENDİNCE

4 yorum

Hen insan kendince yaşar hayatı. En çokta acıları. Kırılan umutları, yorgunlukları, varlığı, yokluğu, hüznü...

Ama;
Ağır basan yorgunluk ve acılardır en çok.

Öyle ki;
Bir gün ahbabına bugün çok yoruldum felan işleri yaptım dediğinde size karşılık olarak " Benim yaptığım  işlerin yanında senin ki nedir" şeklinde karşılık verir. Ne sen onun yorgunluğunu anlarsın ne de o senin sen sadece kendince yorgunsundur.

18 Mart 2016 Cuma

Tuhaf Ama Gerçek - Batıl İnanç Diyebilir miyiz?

5 yorum


Siyah kedi görünce saçını tut,  merdiven altından geçme boyun kısa kalır, cuma günleri aynaya bakılmaz vb şekilde sıralanacak bir sürü bilmediğim hiç birine de inanmadığım batıl inançlar var. Kimileri hayatlarını batıl inançlara göre yaşıyor hatta. Şahit olmadım tabi ama duyduğum ve kanıksadığım durumlar. De şimdi bu yazıda kendimden bahsedeceğim. "E Laz Kızı inanmıyorum diyorsun da kendinden bahsedeceğim diyorsun. Bu ne peyriz ne lahana turşusu." dediğinizi duyar gibiyim. 


29 Şubat 2016 Pazartesi

Ters Düz

11 yorum
Söze nasıl başlayacağımı bilemedim şimdi. bilenler bilir eminim Kafa Dergi blog sahibesi arkadaşımızın kitabı Ters Düz 1 aralıkta çıkmıştı. bende internet üzerinden sipariş yerine kitapçıdan almayı seçenlerden olup bir ay kadarda beklememe rağmen zor buldum hikayenin geçtiği Trabzon'da. Kitabı bulur bulmaz okumadım malesef. o sırada Açık öğretim final sınavlarına çalışıyordum derken kitabı en sonunda elime alabildim. tabi bu söylediğim şimdi algılanmasın. kitabı okuyalı çok oldu :) da tembelliğim sayesinde anca yorum yapıyorum. Bu aralar bir tembellik aldı beni ki sormayın. Neyse lafı fazla uzatmadan geçeyim yorumuma..►

Kitabı elime aldığımda kapak wow dedirtti. Zira kitabın kapağı hoş kalitedeydi.. Adıyla anlamlı bir görsel vardı Ters Düz :)  Kitabın başında yazar deli balından bahsetmiş. Başlarken böyle tarifsiz bir gülümseme yayıldı ki sormayın. ( Deli balı yediğimi bilirim :)) Aslına bakarsanız kitabın konusu okuduğum kitaplar arasında farklıydı. İlginç geldi. Yazar sözcüklerini yerinde kullanmıştı. Kitabın konusu Trabzon'da geçiyordu. Bende bir Trabzonlu olarak daha bir dikkatli okudum kitabı..

11 Şubat 2016 Perşembe

Bugünü Es Geçiyoruz!

6 yorum
























Sürekli bir kargaşa halinde olup geleceğimize " iyi yaşam" sıfatı için çaba sarf ediyoruz. Geleceğimizin geleceğinden bile emin değilken... Umudumuzu şimdimizle harmanlayıp geleceğimizi yoğuruyoruz..
"Daha sonra yaparım" diye diye dahaların gelmeyeceğini, en önemlisi de şimdiki halimizin gelecekte olmayacağını unutuyoruz. Elimize geçeni bir köşeye kaldırıp sonra kullanırım demekle aynı şey... 
Bugünü es geçiyoruz. O halde " Bugüne anlam katan gelecektir." diyebilir miyiz? 
Ya da bugünü hiçliğe gömmekle ne kadar doğruyuz. Bilebilir miyiz?

1 Şubat 2016 Pazartesi

Bi Dolu

4 yorum





















Bir of, bir ah ne kadar sıkabilir canı,
Öyle sıkıldım.
Ağlamak istersin..
Ama ağlayamazsın
Daha fazla sıkılırsın
Konuşmak istersin.
Anlaşılmazsın
Sohbet edilir,
Anlatamazsın.
Ve yine sıkılırsın.
İçini dökeceğin zaman,
Ararsın..

31 Ocak 2016 Pazar

Oradan Buraya Bir Kapitalizm: Pembe-Mavi

6 yorum
Eminim sizlerde farketmişsinizdir pembe mavi çılgınlığını. Evet çılgınlık diyorum buna. Her yerde her şeyde bu iki renk uyumu var artık. Kıyafetlerde, ev dekorlarında; özellikle mutfak ve oturma odası şıklığında kullanılır oldu.. İnstagramda dekor üzerine sayfaları takip edenler bilir ki her yerde beyazla harmanlanmış bu iki renk. Ürün güzel olmasa dahi pembe yada mavi ise alıyorlar. Çılgınca birbirlerine soruyorlar " Nereden aldın?" diye. Ama bu yaşama tekdüzelikten başka bişe getirdiği yok.  Bu sadece renklerde sınırlı kalmıyor. Telefonlarımız.. Kimin eline bakarsanız bakın aynı model telefonlar. Ve genelde aynı renk. Dört çeşit. Siyah, gri, beyaz ve gold. Bilindiği ya da anlaşıldığı gibi mi demeliyim ama " Görsellik" önplanda olduğu dönemdeyiz. Kimliğimiz belirleyende insanların gözündeki saygınlığımız da üzerimizdekilerden ibaret.. Karakterimizden çok üzerimizdekilere ( sadece kıyafet olarak düşünmeyin lütfen) bu saygı..
Küresel tüketiciyiz yani , tüketimlerde benzerlik göstermesi; aynı zevkler ve tarzlar.. Akıllara aynılaşıyoruz düşüncesini getirmiyor mu? Peki buna sebep olan şey ne diye sorsam ne cevap verirsiniz?


Geçenlerde ders kitabımda bir söz vardı " Az imalat, fazla kar"..Zaten bu yazıyı yazmama sebepte bu söz. Benim cevabım ise kapitalizm oyunu.. Az imalat derken çeşitlilikten bahsedilmiş. Böyle ki üretici daha çok kazanıyor ama kazanırken de tüketiciye saygızılık ediyor gibi geliyor bana. Sömürülmek gibi..


14 Aralık 2015 Pazartesi

Laz Kızı'nın Tatlı-Eğreti Olayı

19 yorum
Başımdan geçen bu tatlı-eğreti olayı dün yaşamıştım ama dünkü bu can sıkıntısıyla yazmak bile gelmediydi içimden... Şimdi geçti, ama ben yinede sizinle paylaşmak istedim. Blogu açarken hem daha önce yazdığım yazıları daha fazla kişiye ulaştırmak vardı hemde sevincimi, sıkıntımı paylaşmak vardı.. O sebeple dün not defterime yazdığım bu yazıyı sizinle eksiksiz ve  fazlası olmadan paylaşıyorum.

Sebepsiz yere insanın içine sıkıntı girer ya, bütün huzurunuzun içine limon sıkıp sizi telaşa sokup ne yapacağını bilemez şekilde volta atmaya iter ya.. Durup dururken canınız yemek, tatlı vb şeyler yemek ister ya, hele de gece gece... Kafada kilo alırım derdi bir yana rahatsız eder beni düşüncesini bir yana atıp, dolabın kapağını açtığınızda hüsranla karşılaşırız ya, hah işte bu sıkıntı

4 Aralık 2015 Cuma

Bir Aşk

13 yorum

Buharı üzerinde sevdamın
Yeni güne doğan güneş gibi
Fırından çıkan ekmek gibi,
Sıcacık, mis kokulu.

30 Kasım 2015 Pazartesi

Bitmek

19 yorum
         


Her şey bitiyor. Elimizde tuttuğumuz yada tutmadığımız her şey.. Telefonun şarjı en basitinden. Zamanımız, paramız, bakkaldan aldığımız çikolatamız.. Bitmesi gerekenler biter de ya bitmemesi gerekenler.
İNSANLIK gibi...
Sonra umutlarımız, sevgimiz gibi nefretimiz de... Şaşkınlığımız da bitiyor mutluluk da hüzün de, aşkta.. Duygularımız bitiyor. Bilerek körleştiriyoruz. Ya bilerek ya da bilmeyerek. Oluyor işte bir şekilde.
Kıyıya vuran dalga kıyıda bitimi veriyor yoksa geldiği gibi geri mi gidiyor? Bitenler gibi mesela.. Bitenler de geri geliyor mu?

23 Kasım 2015 Pazartesi

Karmakarışık

2 yorum



Kulağımda kulaklığımdan gelen müziğin sesiyle sizlere ulaşıyorum Laz Kızı okuyucuları. Uzun zaman oldu yazmayalı hatta blogger'a uğramayalı. Annemin sağlık problemi sebebiyle tamamen uzaklaştım net dünyasından kısa bir süre. Benim için sıkıntılı günlerdi.. Geçtiğimiz hafta salı ameliyat oldu. Çok zordu benim için onu ameliyathanenin önünde beklemesi.  Oranın psikolojisi ayrı apayrıymış.. Orada tanıdık birilerine ihtiyaç kesinlikle oluyormuş. Çok şükür ki iyi şimdi annem ..

20 Eylül 2015 Pazar

Sen Kaç Yaşındasın?

11 yorum


Her insanın takılıp kaldığı yaş vardır. Kime sorsanız size "şu" yaştayım diyecektir kesin. Ruhumuzun ait olduğu yaş. Bazen beklenmedik bir davranış sergilediğimizde " Bunu senden hiç beklemezdim, Vayy şaşırttın beni" gibi cümleler duyuyorsak bu takılıp kaldığımız yaşın sorumluluğu altında yapılan davranış olduğunu düşünüyorum.Geçenlerde sevdiğim ablamla bu konu hakkında konuştuk. Bana " Ben 22 yaşındayım." demişti. Kendisinin takılıp kaldığı yaş. Evlendiği yaş...


16 Eylül 2015 Çarşamba

MİM 5

4 yorum


Bu mim'i bana paslayan sevgili  Vişne Reçeli blog sahibesi SunYun' a teşekkür ediyorum. Bu mimi biraz geç paylaşıyorum çünkü aceleye getirip eksik cevaplar vermek istemedim. Mim'in tek sorusu var.

  ♣ Sen hangi renksin?


Tanışmak adına menüsündeki yazımda da kendimi tanıtmak konusunda beceriksiz olduğum konusunda yakınıp durmuştum. Ki kendimi renklerle tanıtmak daha da zor olduğu için beklettim biraz da yazmayı. Düşüne taşına, içime en sinen yazıyı yazmak için bekledim. Şimdi cevaplama sırası sanırım :)


İlk olarak pembe demek istiyorum. Düşlerin,hayallerin rengi pembe.. Fazlasıyla hayal kurarım. Hayal dünyasının bucaksız bi dünya olduğunu düşünürüm. Sanırım hayal kurmaya iten sebep de orda hep mutluyuz.






14 Eylül 2015 Pazartesi

Laz Kızı İnstagramda

4 yorum
Yaz tatili olduğunda bol bol dinlenip keyfini çıkaracağım demiştim lakin hiçte öyle olmadı. Nedendir bilmem ama bu tatil sezonunda baya bir yoruldum. Düşünün yani doğru düzgün bir Kore dizisi bile izleyemedim. Bloga da girip yazılarımı yazamadım. O yüzden bu yazı benim için bir geri dönüş yazısı diye biliriz. Ama ilk önce takip edemediğim blogları bir yoklayım dimi, çok şey kaçırmışım gibi hissediyorum nedense.

30 Temmuz 2015 Perşembe

Yazı

7 yorum














Yazı yazın yazısı
Alna yazılmış
Kader yazısı
Kağıda yazılmış
Aşk yazısı

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Baş Ucu Yazarım

3 yorum







Böyle bir tabir var ya hani" baş ucu kitabı" diye. Hah işte bende o kitap değilde yazardır. Baş ucu kitabından baş ucu yazarına terfi ettim ben. Böyle dediğime de bakmayın, baş ucu kitabımda yoktur. Benim baş ucu yazarım: Canan Tan

Benim en samimi sevgili yazarım. Lisede tanıştım onunla. Yüreğim Seni Çok Sevdi'siyle. Sonra En Son Yürekler Ölür geldi ardından. Bu iki kitabı yetti Canan Tanı takip etmeme. Kalemi öyle sıcak ki, öyle dolu dolu yazdı ki sevdalıları, öyle nağmeler koydu ki satırlar arasına. Gerçekçiydi. Yaşanmıştı sevdalar...

Eroinle Dans. Herkesin okuması gereken kitap bence.. Nasıl uçuruma doğru gidildiğini, en temiz duygularla nasıp bataklığa saplandığını anlatıyor..



8 Temmuz 2015 Çarşamba

Umut Yolcusuyuz

2 yorum
Bilgisayarı açmışken yazımı yazayım dedim. Bu yazı sizlere karışık yada bağımsız gelebilir. Lakin aslında her bir cümle birbiriyle bağlı..



♥ Bir umut yolcusuyuz hayatta. Hep umut eder öyle varsayarız bazı şeyleri. Söylediğimiz sözler, attığımız adımlar; kurduğumuz hayallere doğru ilerlemek için yapılan birkaç hamleden ibaretti yalnızca. Nasıl bir eldeki parmak izleri birbirinden farklıysa yaşayışımızda, düşüncelerimizde, dileklerimizde farklı bu hayatta.

25 Haziran 2015 Perşembe

SIKILDIM!

0 yorum


İnternet dünyasına ait her şeyden sıkıldım. Facebooktan, twitterden sıkıldım. Facebookta canımlı cicimli yorumları görmekten, facebookta- sırf saygıdan- eklediğim aile büyüklerinden, paylaştığım durumu açıklamak zorunda olmaktan, sürekli gelen oyun isteklerinden, bitmek bilmeyen fandom kavgalarından, kaygılı hissediyor mutlu hissediyor gibi paylaşımları görmekten.. Twitterde ki durumları okumaktan sıkıldım.. 

Benden küçüklerin benden büyükmüşcesine laubali konuşmasından, herşeye karışan, bilmediği halde biliyormuşcasına konuşan, şıp kırıldım insanlardan sıkıldım. Bir türlü susmak bilmeyen iç sesimden, hâlâ kendime hobi seçememiş olmamdan, kararsız olmamdan, kimseye yok diyememekten sıkıldım. 

21 Haziran 2015 Pazar

Kısa hikaye- Bir Çift

2 yorum



" En büyük sorun ne biliyor musun?" dedi kadın kocasından bakışlarını ayırıp, yanan sarı lambaya bakarak ve sözlerini  devam ettirdi. " Hiç bir şey yolunda değil iken, her şey yolundaymış gibi davranmak."

Kocası başını aşağı yukarı hafifçe salladı karısını onaylarcasına. Ama biliyordu ki karısının bu sözleri onaylaması için söylemiyordu. Yaşadıkları yormuştu her ikisinide. Adam bakışlarını televizyona çevirdi. İzlemiyordu, düşünceli bakışlarla bakıyordu sadece. Bundan sonra ne yapacak, nasıl davranacağını bilmiyordu. Uzun uzun konuşup karar vermişlerdi. Hem kadın hem adam için zordu bu kararı almak...

 

LAZ KIZI Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting