Pages

27 Eylül 2016 Salı

Herkese Benden Çay!

29 yorum


Herkese hayırlı akşamlar. Bugün böyle sizinle konuşuyormuş havasında yazmak istedim. Yanımda has demlenmiş, ince belli lakin pekte küçük sayılamayacak bardakda çay.. Demli demek isterdim lakin açık çay tercihim.. Üstelik şekersiz. Sahi kaç sene oldu şekersiz çay içeli.. Üç, beş? Hatırlamıyorum... Bu yazı da konu aramayın Laz Kızı sakinleri. Zira konusu yok ya da var da işte ne olduğunu bende bilmiyorum. Sadece yazıyorum. 

Dün akşam aklıma ani gelen konunun kaba taslağını yazdıydım bloga gel gör ki ben bir hata yapıp yazıyı kayıt edemedim. Tekrardan yazmaya üşendiğim için yazmadım. O konu hakkında azcık değineyim mi? Değineyim tabiki.. :)

Malum çoğu kişinin başından geçmiştir diye düşünüyorum. Ya da öyle sanıyorum. Yirmili yaşlarda mastır yapıyorsanız eğer ve size evlenecek çağa gelmişsin denilip kaba tabiri ile görücüler kapınızı çalıyor demektir. Aman ha! Başımızın üstünde yerleri var. Misafiri hoş ağırlamak bizim en güzel geleneklerden.. Gelsinler. Hoş sohbette ederiz de sıra konuya gelince; şöyle zengin şöyle geziyorlar, şöyle işleri var demek yerine böyle düzgün, huyu suyu böyle, saygısı böyledir neden demezsin.. Yoksa bu durumdan sadece ben mi rahatsızlık duyuyorum... Bunu da bilemiyorum.  İşte dedim ya yirmili yaşlar da mastır yapıyorum o yüzden öğreneceğim şeyler çok... Bu konuyu burada kapatıyorum. 

Bugün Aöf( Açık Öğretim) kaydımı yeniledim. Yani benim içinde okullar başlamış oldu. Son senem. bakalım hakkımda hayırlısı. Bir şeyler için çırpınıyorum. Çabalarım boşa çıkmasa. Sadece benim değil herkes için öyle... Başlıyoruz ders- sınav ikilemindeki yoğun programa. Bakalım! Gelecek için zaman saati oldukça fazla. Bekliyoruz, çırpınıyoruz..

Son zamanlarda hiç roman okuyamadım. Romanım da yok ya. Almak lazım.. Ruth Özeki'nin Benim Balığım Yaşayayacak adlı romanını çokça merak ediyorum. En kısa zamanda alacağım da sizler neler okuyorsunuz. Hadi Yazın! Okumayanlar sayenizde okusun. :) 

He birde aklıma gelmişken söyleyeyim Aşkı Zikreden Yazar ile buluştuk.. Uzun zamandır yazmıyor henüz yeni açtığı bloguna. KPSS sınavına hazırlandığı için.. Stersi bitsin dönecek yuvasına. Ahh ne güzel yazılar yazdı öyle bir okusanız! Kıskanın siz, ben okudum tabiki :)) 

Bende konu bitti. Aklıma da gelmiyor bir şeyler. Yine böyle bir yazıda Sohbet etmek dileğiyle görüşürüz. Sevgiyle, mutlulukla, umutla, barışla kalın...

Laz Kızı sakinleri Huzurunuz sakinliğiniz olsun.. İyilik yapın.. Kötülüğe karşı dahi bile olsa iyilik yapın. İyilikle kalın




23 Eylül 2016 Cuma

Ne İçindi Bu Yaşananlar?

4 yorum



Yaşanan bunca acıya rağmen, bunca şehadet şerbetine bulaşmış olan vatanımızda, hala ve hala devam eden bu boş vermişlik!
Gözlerinin pınarları kurumamış olan onca insan. Daha 20 yaş! Hayallerini evlerinde bırakıp önce vatan diyip giyiyor ayaklarına postallarını. Vatanları, namusları uğruna  BÜYÜK ŞEREFLE atılıyorlar kurşunların önüne..
Her gün bir şehit haberi.. Spiker KAHRAMANCA şehir oldu diyor. Yine o alışmış olduğumuz ses tonuyla. Alışmışlık.. Kim? Neye? Niçin? alıştı. 

6 Eylül 2016 Salı

Müzik Ruhun Gıdası!

10 yorum
Önümüz bayram! Evlerde tatlı telaş var. Bayram temizliği filan. Sonra okullar açılıyor, okul alışverişi yapılacak daha sonra dersler yoğunlaşacak. Sınavlar olacak.. Daha sonra? Bu sonralar bitmez. Şimdiye bırakalım kısa bir süre, sonraları tamamıyla es geçmeden..

Bugün biraz gerilere gidip ruhunuzu dinlendiren küçük bir nostalji yapmak istedim. Yapabilirmiyim bilmiyorum. En azından deneyebilirim.. Umarım seversiniz..


♪♫ Aşık Mahsunu Şerif



Herkesin bildiği türkülerden "Han Sarhoş Hancı Sarhoş". Geçenlerde Youtube'de müzik dinlerken rastgele çıktı karşıma ya. Bundan dolayı böyle bir post yazmak istedim. Daha sonra günümüz pop şarkılarına ne kadarda aleni şekilde karışmışız. Yine ne varsa eskilerde var deyip dinlemeye doyamadığım türkülerden.

30 Ağustos 2016 Salı

Geçmişten Kalan

4 yorum
saz aşkı ile ilgili görsel sonucu



Küçük kayığın mehtapta dolaşması gibi romantik.. Dokunuyordu sazının tellerine adam. Aklında yıllar öncesi.. Yüreği yaralı, içi buruk, büyük hasret var.

Yıllar yılı öncesi dereler kadar güçlü çağladığı o bıçkın zamanlarda gördü yüreğine düşen bu ateş parçasını..
Hala taze anıları,
Dokundu yine tellerine adam sazının,
döküldü nağmeler, o ince dudaklarından yanık yanık..

Dinleyenler alkış tuttu,
evlatları gurur duydu.
Eşi..
Bir eşi anlıyordu onu,
dinleyenlerin dışında.

Sazın tellerini tıngırdatan bu adamın yüreğindeki yangınları bir o anlamıştı. Karısı...
Bakamıyordu adam karısının gözlerine. Deliler gibi bakmak istese de o tarafa..
Ama bakmak istediği karısı değil..
Karısının yanındaki yıllar öncesi yüreğine düşen ateş parçasıydı..

Tıngırdattı adam yine sazını.
Tüm duygularını hiç saklamadan çağladı da çağladı.
Dinleyenler ozanın yeni bestesi sandı da..
Bilenler;
Dayanamadı, duramadı,
Ağladılar da ağladılar.


Hikaye tarzında devam edecek ve adı " Geçmişte Kalan" olan bu küçük hikayeyi sizinle buluşturmaya karar verdim. 

Sosyal Medyadan Takip edebilirsiniz

Twitter: Aihara kotoko/ Laz Kızı
İnstagram: Blog LazKızı     okur_hane



26 Temmuz 2016 Salı

Bir Dünya Gizli

8 yorum



Odamın penceresinin önünde kocaman bir kiraz ağacı var. Yakında ayrıca. Hayat saklı dallarında. Kocaman yürekler var içinde. Koca umutlar. Ne gülüşler saklı dallarında. Bizim üç kaltı evden bile uzun ağaç. Ben daha doğmadan gelmiş yaşadığım topraklara. Benden büyükce yani. Kışın çıplak kalır ama hiç eksiltmez yaşamını,İçindeki kocaman dünyasını. Uyur. Uyku zamanı geldiği için sessizce, kendince uyur işte. Herkes gibi. Her canlı gibi çeker yorganını üstüne en beyazından.. 

21 Temmuz 2016 Perşembe

Güneşle Ay'ın Aşkı

6 yorum


İmkansız aşkı bilir misiniz? Oldurmaya çalışırsın olduramazsın! Doğrultmaya çalışırsın doğrultamazsın... Aşıksın, aşkının karşılığı var ama imkansızlık var arada.

Güneşle Ay'ın aşkı gibi ya.. Öyle çok aşıklarki birbirine ikiside, öyle sevmişlerki birbirlerini. Güneş Ay'a tutulmuş Ay hapsolmuş  Güneşte.
Onları yakansa kocaman bir özlem. Güneş gündüzken, ay geceyi aydınlatan iki gezegenmiş ikiside.

Öyle ya bir şekilde karşılaşmışlar. Ne Ay,  Ay olmaktan vazgeçmiş ne de Güneş, Güneş olmaktan. Yine de sevmişler birbirlerini. İkiside inat ikiside deli..

Aralarında sinsi Dünya! Ayırmaya çalışmış sevenleri. Pek görüşemez oldu Ay ve Güneş. İkiside üzüntülerini,hasretlerini gizlemek için saklanmış ortak dostları Bulut'un arkasına. Ah bulut vah Bulut. Yanmış kavrulmuş bu iki aşıkların acısına dayanamamış hüngür hüngür ağlarmış herzaman başka yerlerde. Bu sebeple Bulut Ay'a Güneşten haber getirmiş, Güneşe de Aydan. Bu yüzden gezgincidir Bulut. Hem gecenin  dostu hem gündüzün.

Özlemdi onları kavuşturan. Senede mutlaka kısa da olsa buluşurlardı. Tutulurdu ikiside birbirine. Hasretle kavuşmak isteselerde Dünya bu kıskanır Güneşini işte. İsterdi ki Dünya, Güneş hep ona ışık versin. Bencildi biraz. Yada Güneşinden vazgeçemeyen sevdalı. Üç kişilik sevda da kocaman imkansızlık vardı ya...
Ne kavuşan oldu ne ayrılan...
Ay'da bırakmadı sevdiğine kavuşmasını engelleyen Dünya'nın peşini.
Varlığıyla çıldırtmak istesede Dünyayı, kısa sürede alıştılar birbirlerine.
Ne arkadaş olabildiler ne de düşman. Sadece birbirlerinin hayatında hep var oldular var olacaklar.
Ne aşkından vazgeçtiler ne de aşık olmaktan.
Güneş Ay ve Dünya
Ne yakın oldular ne de uzak.
Ne nefret ettiler nede imkanlı olabildiler.
Sadece oldular imkansız..
Ama aşık

8 Temmuz 2016 Cuma

İÇİMDEKİ BEN

9 yorum



Seviyorum içimdeki beni
Bana rağmen en hırçın en deli olan.
Bazen çok sessiz bazende bir okadar geveze.

28 Haziran 2016 Salı

Korkma Yaradan'dan

12 yorum


"Toplum sana Allah'tan korkmanı söyler, oysa korkunun olduğu yerde sevgi asla yoktur."

Toplum herşeyi söylediği gibi Allah'tan da korkmamızı söylüyor. Tek korkmamamız O iken.

Çocuklara;

17 Haziran 2016 Cuma

Bizim Koyun!

8 yorum


Bugün işlerimi bitirip,her şeyi ayarlayıp odama çekilip Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel kitabını okumaya yeni yeni dalmıştım ki sevgili biricik annem başını kapıdan içeri sokup "Lazkızı, amcan koyunu gırkıyo. Amcan dediki " Şampuan alsında gelsin gırptıkdan sonra goyunu yıkaycım. Lazkızı yardım etsin bana."
Tabi ben kucağımda kitabım gözlerimde hüsran içimde ise " yine bana hüsran" şarkısını mırıldana mırıldana kalktım yerimden kitabımı da yüzü koyum komidinin üstüne koyup. Koyunu kırpmaktan kastım yünlerini kesmek :) bir nevi tıraş etmek diyebiliriz. 

15 Haziran 2016 Çarşamba

Oku/Yorum

2 yorum
Okurken girizgahı havalardan yapan romanları hep sıradan bulmuşumdur. Hep aynı sıradanlık hep aynı boşluk. Okuyucuyu şöyle bir mest eden girizgah nerdeee.. Ama; ki kocaman bir aması var Lazkızı okuyucuları. Şöyle ki azcık bende o telden çalacağım şimdi.. Nasıl mı? Bak şimdi..

"Ah ahh arkadaş bu ne sıcak ki ne sıcak. Evde açılmadık kapı açılmadık pencere kalmadı cereyan etsinde azcık serinleyelim diye. Yok ne serinliği! Dışarıdan eve sıcak bastı da bastı. Buhar olup uçtuk yani. Dışarı çıksan aynı sıcaklık evde aynı. Kızarmış tavuğa döndük resmen. Aklımda hep bu sıcakta dışarıda çalışmak zorunda olanlar vardı. " Allahım sen sabır ver dayanma gücü ver" diye dualarım  eksik olmadı ne dilimden ne de gönlümden."

8 Haziran 2016 Çarşamba

Güvenmek ve İnanmak

8 yorum

Biz insanlar sürekli soru sorarız. Yönümüzü sorarız, adres sorarız, nereden aldığımızı sorarız, ne kadara aldığımızı sorarız... Gün içinde ne kadar da soru sorduğumuz sayamayız. Öyle ya muhabbet açarken, telefonla konuşurken, yoldan geçerken, müzik dinlerken merak edip sorarız.Aldığımız cevaplar kimi zaman tatmin eder, kimi de geçip giden öylesine verilen cevaplardır. Kimi felsefi sorular kimi komşunun yapılacak dedikodusu üzerine sorular kimi matematik kimi güncel kimide tarih.. Kimi cevaplar güven verir, kimine inanmazsın.. Birde kişiye olan güven ve inanç var.
Peki şöyle bir soruya değinecek olsam;

6 Haziran 2016 Pazartesi

Neler Neler!

3 yorum


İnsanın hayatta arkadaşları olmazsa olmazlarındandır değil mi? Birde dost dediklerimiz var. Öyle ortak noktalarınız vardır ki öyle çılgınlıklar yaparsınız ki hayat öyle renkli olur gökkuşağı misali..
Benimde dost dediğim canım Büşra Gürbüz yakın zamanlarda blog açtı. Ben yazılarını okurken hep zevk aldım. Büşrayla bir ortak noktamızda bu işte:  YAZILARIMIZ VE BLOG. Yazdığımız yazılara yorumlar yapar kendi kendimizi eleştiririz. Eksileriyle de artılarıyla da. Sohbetimize diğer arkadaşlarımızda katılınca daha da şenlenir her yer.. 

Büşranın blogu AŞKI ZİKREDEN YAZARDaha yeni olduğu için blog dünyasına alışma sürecinde diyebilirim onun için. Bu süreçte onu yalnız bırakmayalım ki yazılarını okuyunca zaten ister istemez okumaya devam edeceğinizi düşünüyorum :) 

11 Mayıs 2016 Çarşamba

KIRGINIM

13 yorum



Öyle ! Kırgınım işte. Umursamaz olanlara kırgınım.
Umurun da olmayışıma kırgınım.
Gelip geçenlere, tebessümünü esirgeyenlere kırgınım.
Çiçeği koklamak yerine yolanlara kırgınım.
Kendi gibi davranmayanlara da en çok!
Biraz da kendime kırgınım.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

KENDİNCE

4 yorum

Hen insan kendince yaşar hayatı. En çokta acıları. Kırılan umutları, yorgunlukları, varlığı, yokluğu, hüznü...

Ama;
Ağır basan yorgunluk ve acılardır en çok.

Öyle ki;
Bir gün ahbabına bugün çok yoruldum felan işleri yaptım dediğinde size karşılık olarak " Benim yaptığım  işlerin yanında senin ki nedir" şeklinde karşılık verir. Ne sen onun yorgunluğunu anlarsın ne de o senin sen sadece kendince yorgunsundur.

18 Mart 2016 Cuma

Tuhaf Ama Gerçek - Batıl İnanç Diyebilir miyiz?

5 yorum


Siyah kedi görünce saçını tut,  merdiven altından geçme boyun kısa kalır, cuma günleri aynaya bakılmaz vb şekilde sıralanacak bir sürü bilmediğim hiç birine de inanmadığım batıl inançlar var. Kimileri hayatlarını batıl inançlara göre yaşıyor hatta. Şahit olmadım tabi ama duyduğum ve kanıksadığım durumlar. De şimdi bu yazıda kendimden bahsedeceğim. "E Laz Kızı inanmıyorum diyorsun da kendinden bahsedeceğim diyorsun. Bu ne peyriz ne lahana turşusu." dediğinizi duyar gibiyim. 


29 Şubat 2016 Pazartesi

Ters Düz

11 yorum
Söze nasıl başlayacağımı bilemedim şimdi. bilenler bilir eminim Kafa Dergi blog sahibesi arkadaşımızın kitabı Ters Düz 1 aralıkta çıkmıştı. bende internet üzerinden sipariş yerine kitapçıdan almayı seçenlerden olup bir ay kadarda beklememe rağmen zor buldum hikayenin geçtiği Trabzon'da. Kitabı bulur bulmaz okumadım malesef. o sırada Açık öğretim final sınavlarına çalışıyordum derken kitabı en sonunda elime alabildim. tabi bu söylediğim şimdi algılanmasın. kitabı okuyalı çok oldu :) da tembelliğim sayesinde anca yorum yapıyorum. Bu aralar bir tembellik aldı beni ki sormayın. Neyse lafı fazla uzatmadan geçeyim yorumuma..►

Kitabı elime aldığımda kapak wow dedirtti. Zira kitabın kapağı hoş kalitedeydi.. Adıyla anlamlı bir görsel vardı Ters Düz :)  Kitabın başında yazar deli balından bahsetmiş. Başlarken böyle tarifsiz bir gülümseme yayıldı ki sormayın. ( Deli balı yediğimi bilirim :)) Aslına bakarsanız kitabın konusu okuduğum kitaplar arasında farklıydı. İlginç geldi. Yazar sözcüklerini yerinde kullanmıştı. Kitabın konusu Trabzon'da geçiyordu. Bende bir Trabzonlu olarak daha bir dikkatli okudum kitabı..

11 Şubat 2016 Perşembe

Bugünü Es Geçiyoruz!

6 yorum
























Sürekli bir kargaşa halinde olup geleceğimize " iyi yaşam" sıfatı için çaba sarf ediyoruz. Geleceğimizin geleceğinden bile emin değilken... Umudumuzu şimdimizle harmanlayıp geleceğimizi yoğuruyoruz..
"Daha sonra yaparım" diye diye dahaların gelmeyeceğini, en önemlisi de şimdiki halimizin gelecekte olmayacağını unutuyoruz. Elimize geçeni bir köşeye kaldırıp sonra kullanırım demekle aynı şey... 
Bugünü es geçiyoruz. O halde " Bugüne anlam katan gelecektir." diyebilir miyiz? 
Ya da bugünü hiçliğe gömmekle ne kadar doğruyuz. Bilebilir miyiz?

1 Şubat 2016 Pazartesi

Bi Dolu

4 yorum





















Bir of, bir ah ne kadar sıkabilir canı,
Öyle sıkıldım.
Ağlamak istersin..
Ama ağlayamazsın
Daha fazla sıkılırsın
Konuşmak istersin.
Anlaşılmazsın
Sohbet edilir,
Anlatamazsın.
Ve yine sıkılırsın.
İçini dökeceğin zaman,
Ararsın..

31 Ocak 2016 Pazar

Oradan Buraya Bir Kapitalizm: Pembe-Mavi

6 yorum
Eminim sizlerde farketmişsinizdir pembe mavi çılgınlığını. Evet çılgınlık diyorum buna. Her yerde her şeyde bu iki renk uyumu var artık. Kıyafetlerde, ev dekorlarında; özellikle mutfak ve oturma odası şıklığında kullanılır oldu.. İnstagramda dekor üzerine sayfaları takip edenler bilir ki her yerde beyazla harmanlanmış bu iki renk. Ürün güzel olmasa dahi pembe yada mavi ise alıyorlar. Çılgınca birbirlerine soruyorlar " Nereden aldın?" diye. Ama bu yaşama tekdüzelikten başka bişe getirdiği yok.  Bu sadece renklerde sınırlı kalmıyor. Telefonlarımız.. Kimin eline bakarsanız bakın aynı model telefonlar. Ve genelde aynı renk. Dört çeşit. Siyah, gri, beyaz ve gold. Bilindiği ya da anlaşıldığı gibi mi demeliyim ama " Görsellik" önplanda olduğu dönemdeyiz. Kimliğimiz belirleyende insanların gözündeki saygınlığımız da üzerimizdekilerden ibaret.. Karakterimizden çok üzerimizdekilere ( sadece kıyafet olarak düşünmeyin lütfen) bu saygı..
Küresel tüketiciyiz yani , tüketimlerde benzerlik göstermesi; aynı zevkler ve tarzlar.. Akıllara aynılaşıyoruz düşüncesini getirmiyor mu? Peki buna sebep olan şey ne diye sorsam ne cevap verirsiniz?


Geçenlerde ders kitabımda bir söz vardı " Az imalat, fazla kar"..Zaten bu yazıyı yazmama sebepte bu söz. Benim cevabım ise kapitalizm oyunu.. Az imalat derken çeşitlilikten bahsedilmiş. Böyle ki üretici daha çok kazanıyor ama kazanırken de tüketiciye saygızılık ediyor gibi geliyor bana. Sömürülmek gibi..


14 Aralık 2015 Pazartesi

Laz Kızı'nın Tatlı-Eğreti Olayı

19 yorum
Başımdan geçen bu tatlı-eğreti olayı dün yaşamıştım ama dünkü bu can sıkıntısıyla yazmak bile gelmediydi içimden... Şimdi geçti, ama ben yinede sizinle paylaşmak istedim. Blogu açarken hem daha önce yazdığım yazıları daha fazla kişiye ulaştırmak vardı hemde sevincimi, sıkıntımı paylaşmak vardı.. O sebeple dün not defterime yazdığım bu yazıyı sizinle eksiksiz ve  fazlası olmadan paylaşıyorum.

Sebepsiz yere insanın içine sıkıntı girer ya, bütün huzurunuzun içine limon sıkıp sizi telaşa sokup ne yapacağını bilemez şekilde volta atmaya iter ya.. Durup dururken canınız yemek, tatlı vb şeyler yemek ister ya, hele de gece gece... Kafada kilo alırım derdi bir yana rahatsız eder beni düşüncesini bir yana atıp, dolabın kapağını açtığınızda hüsranla karşılaşırız ya, hah işte bu sıkıntı
 

LAZ KIZI Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting