Başlık çok bilindik oldu sanırım. Nerede o eski bayramlar, nerede o eski anılar, nerede o eski şarkılar, nerede o eski saygılar.. Ne çok eskileri arar olduk dimi. Büyüklerimizden duyarız daha çok bu tarz cümleleri. Eskiye dair özlemleri.. Büyük ihtimalle de hala duymaya devam ediyoruz. Büyükler gelince küçükler yer verirdi oturması için. Lakin bu günlerde büyük geldiğinde küçük oturmaya devam ediyor. Metrobüslerde, otobüslerde, hastanelerde.. Hatta " kalk kızım/oğlum oturayım, dizlerim çok ağrıyor" diyen teyzeye; neden beni yerimden ettin gibisinden bir sesli " offff " diyip öyle kalkılır o koltuktan. Sanki bizim kültürümüzde saygıya yer yokmuşcasına. Öyle ki büyükler demeden gencin yer vermesi gerekirken artık büyükler küçüklerden izin istemeyede başladı.
12 Mayıs 2015 Salı
Nerede O Eski Saygılar
Başlık çok bilindik oldu sanırım. Nerede o eski bayramlar, nerede o eski anılar, nerede o eski şarkılar, nerede o eski saygılar.. Ne çok eskileri arar olduk dimi. Büyüklerimizden duyarız daha çok bu tarz cümleleri. Eskiye dair özlemleri.. Büyük ihtimalle de hala duymaya devam ediyoruz. Büyükler gelince küçükler yer verirdi oturması için. Lakin bu günlerde büyük geldiğinde küçük oturmaya devam ediyor. Metrobüslerde, otobüslerde, hastanelerde.. Hatta " kalk kızım/oğlum oturayım, dizlerim çok ağrıyor" diyen teyzeye; neden beni yerimden ettin gibisinden bir sesli " offff " diyip öyle kalkılır o koltuktan. Sanki bizim kültürümüzde saygıya yer yokmuşcasına. Öyle ki büyükler demeden gencin yer vermesi gerekirken artık büyükler küçüklerden izin istemeyede başladı.
Categories
Düşünceler
6 Mayıs 2015 Çarşamba
Geç Kalan Tanışma
Bazı blogları takip ettiğimde yazarını hep merak ederim ve kendisi hakkında bilgi var mı diye bakınırım. Kimisi kendi hakkında ufakta olsa bilgi paylaşımında bulunmuş kimisi ( burada ben de oluyorum) herhangi bir bilgi koymamış oluyor. Daha sonra kendimi tanıtan bir yazı yazmaya karar verdim. Her ne kadar kendi hakkımda bir şey yazmayı beceremesem de deneyeceğim.
Categories
Tanışmak Adına
4 Mayıs 2015 Pazartesi
Blog Adı Değişikliği
Blogumun adı ile ilgili içime bir türlü sinmeyen bir şey vardı. Yazar Notu yerine artık şimdiki adla devam edeceğim. Lakin adı her ne kadar Laz Kızı olsa da URL'si hala yazar notu olarak kaldı. aslında onuda değişebilirdim ama blogumu takip edenler paylaşımlarımı göremez endişesiyle değiştirmedim. Zira takip ettiğim blog sahibesi hem isim hemde URL değişilliği yaptığı için paylaşımlarını görememiştim.
"Neden bu değişikliği yaptın?" diye soracak olursanız blogu ilk açtığımda sadece düşünce yazılarımı paylaşacağım desem de bazen konu dışında paylaşım yapmaya başladım. Bu yüzden bende değiştirmek istedim. Artık evinizde Laz Kızı'yım :))
Categories
Bilgilendirme
25 Nisan 2015 Cumartesi
Bir Parça Huzur
Daha çok lise yıllarında sevmediğim dersler arasında Edebiyat'ta bulunuyordu.Özellikle sınav sorularında iki konu verip bu konu hakkında deneme veya kompozisyon yazın diyip en yüksek puanı da bu soruya verirlerdi, kafadan elli puan. Sinir olurdum. Hiç yazamazdım. Sınırlı zamanda ne yazsam, nasıl yazsam diye düşünüp durmaktan bir bakmışım sınav bitmiş ve ben ancak tek satır yazabilirdim. Bence yazmak özgürlük demek. Özgürlüğe koşmak demek. Bence yazmak kendimizi zorlamadan duygunun verdiği o akıcılık sayesinde en güzel paragraflar çıkar meydana. Yazarken ayrı okurken ayrı tat bırakır insanda...
Categories
Düşünceler
20 Nisan 2015 Pazartesi
Geleceğin Gözyaşı
Yazmaya daha lise yıllarımın ikinci sınıfında başladığımı size söylemişmiydim. Herkesin rahat ettiği şeyler vardır. Yoğunluktan kaçıp dinlenmeye ihtiyaç duyduğu zamanlarda en çok ihtiyaç duyarız rahatlamaya. Benimde meditasyonum yazmaktı. Bir nevi yoga gibi. İnsanlar en çok kırgınlıklarını söyleyemez. Her ne kadar söylemek, bas bas bağırmak istese de.. Söylemek istediklerini yazıya döküp sonra onu yakmak iyi bir fikir diye düşünürüm hep.
Kısa bir aranın ardından sizlere eski bir yazımla dönüş yapıyorum sevgili Yazar Notu okurları. :)) bu yazı 2013 yılının mayıs ayının 22. gününde yazılmış olsa da 2015 yılının Nisan ayının 20. gününde gün yüzüne çıkıyor :))
Usulca, sessizce ve içe doğru akan gözyaşlarıyla dolacak yeni nesil. Çevresine bakacak ilk önce, aile bireyleri başta gelecek tabi. Sonra taklit edecek ve öyle büyüyecek olan evlatların gözyaşları. Hıçkırıklarını kimse duymayacak onların. Hatta bir zaman sonra kendileri de körelecek hıçkırıklarına. Duymayacak onları. Alışacak yalnızlığa, çevresinde birçok insan olacak ama yine de hep yalnız çünkü herkes kendi aleminde. Paylaşmayı bilmeyecek yeni nesil. Sosyalleşme artık elindeki telefon olacak. Hayat kavramı telefon, bir diğer manası "medya, teknoloji" olacak. Kimse Kimseye bir menfaat beklemeden yardım etmeyecek. Yeni nesil asla öğrenemeyecek yardımlaşmayı, paylaşmayı, beraberliği... Bunun tadını asla bilemeyecek.
Categories
Düşünceler
13 Mart 2015 Cuma
YAZAR NOTU'ndan Küçük Bir Tavsiye
Yine Geldi Stres ( YGS)
Hayatta karşımıza ne çıkacağını asla bilemiyoruz. Beş dakika sonra ne olacağını tahmin edebiliriz ama ne olacağını asla bilemeyiz. Üniversite için hep hayaller kurduk; şöyle olacak, böyle olacak, şunu yapacağım kazandığımda, sınavdan sonra felan yerlere gideceğim... Yada yapmayı istediğimiz mesleği nasıl yapacağımız konusunda hayallerimiz oldu.. Oldu ya olmaz olur mu hiç.. Daha ilk okulda başladılar bizlere" Büyüyünce ne olacaksın?" diye sorulmaya. Şimdiki aklım olsaydı o soruya " öğretmen" diye cevap vermek yerine " Ben ne bileyim ilk önce bir büyüyeyim de sonra bakarım" derdim. Daha çocukken omuzlarımıza yüklendi bu gelecekteki meslek seçim olayı.. İyi hoş şey tabi bir çocuğun kendi karalarından emin olup geleceğine yön vermesi. Versin de tabi.. Ama insanın can noktası değil ki meslek seçimi.. Bir söz var " Hayallere giden yok okuldan geçmemeliydi." diye. Anlatmak istediğim tamda bu...
Categories
Düşünceler
3 Mart 2015 Salı
Bir Gün!
Neden bu kadar cesaretsiz olmak zorunda insan. Sırf birisi kırılmasın diye kendini lime lime eder. Ya da sırf başkaları mutlu olsun diye kendinden feragat eder. Sırf sevdiği mutlu olsun diye... Kendi çukura batarken. O çukurdan ne çok kişinin çıkmasına yardım etmiştir oysa ki. Sırf aşık olduğu kişi başkasını seviyor diye, onun mutlu olacağını düşünerek sevgisinden vazgeçenler ne çok. Halbuki ne aptalca. İnsan savaşmaktan vazgeçiyor farkında değil. Sığınıyorlar bir yalanın ardına.. O öyle mutlu, aşk bir yandan da vazgeçmekmiş. Sırf sevdiği mutlu olduğu için. Ya da kendinde savaşacak cesaretimi bulamıyor. Korkuyor belkide.. Ya da ümidimi kalmadı demeliyim..
Umut ne güzel şey. İnsan hep umut etmiyor mu. Bazı şeylerin bir gün gerçekleşeceğini umut eder. Kişinin çok sevdiği yakını hastadır bir gün iyileşeceğini umut eder. Borcu vardır bir gün o borcunu ödeyeceğini umut eder. Yani umut eder de eder.
Categories
Düşünceler
25 Şubat 2015 Çarşamba
Kpop listesi
Giriş konusunda yeteneksizliğimi konuşturup başlıyorum yazmaya. Ne zamandır böyle sevdiğim kpop şarkılarından oluşan bir yazı yazmak istemiştim bugüne kısmetmiş.
Kore ile ilgili uzun zamandır yazı yazmamıştım. Özlemişim. Öyle her grubun şarkılarını dinlemiyorum. Takip ettiğim tek grup var o da SHINee. Her bir şarkısını sevdiğim gruptur. Ee Shawolum olsun o kadar dimi. evet sizde gördünüz yeteneksizliğimi :)) Ben en iyisi şarkılara geçeyim :))
1. SHINee Hello♥ ( ilk sıraya koymazsam olmazdı ) en çok sevdiğim şarkıları.
Categories
Kpop
16 Şubat 2015 Pazartesi
Bazı Şeyler...
Hani diyoruz ya dün geçmişte kaldı, peki dünün izlerini bugünde yaşıyorsak dün nasıl geçmişte kalabilir. Yaşanan acıyı, özlemi sevgiyi, aşkı, hırsı... Duygularını insan dünde bırakıp bugün yani duyguların peşine koşabilir mi? Hiç bir şey olmamış gibi.. Olmamış gibi davranıp, yüreğindeki dili susturamıyor insan. Kırılan kalbin dili ağır olur. Yavaş yavaş hükmetmeye başlar. Yıkılırsın, dayanamazsın daha fazla. Olanı olduğu gibi kabul edip yoluna devam etmek istiyor insan. Bazen başarıyor bazense başaramıyorsun. Kimse anlamıyor. Anlatamıyorsun derdini. Bilmiyorlar tanımıyorlar seni. Kimi üzülüyor bu haline kimiyse aldırmıyor bile. Sessiz, usulca ve yalnız yaşıyorsun. İç dünyan karmakarışık, savaş halinde...Gelecekten gelecek olan bir ışık olduğunu umut ediyorsun. Sıkıca sarılıyorsun o ışığa. Kendinle savaşıp dimdik kalkıyorsun ayağa. Yaşamınla ve iç dünyan arasındaki barış anlaşmasını imzalıyorsun. Yaşadıklarınla, tecrübelerinle kimilerine öğüt veri
yorsun. Çünkü artık sende bu dünyanın nasıl ızdıraplı olduğunu biliyorsun. Kimse yaşasın istemiyorsun..
Yıkılmıyor, hala dimdik ayakta ve yeni başarılara adım atacağından eminsin. Ama bir şeyden daha eminsin ne olursa olsun geçmiş geçmişte değil insanın yüreğinde...
Categories
Düşünceler
11 Şubat 2015 Çarşamba
Ne Güzel Olur
Bir ihtimal olsa beni seveceğine dair
Bu bile beni sana daha sıkı bağlar
Sürekli bana baksan gizliden gizliye
Ve ben bunu fark etsem
Categories
Düşünceler,
Şiirler
3 Şubat 2015 Salı
ZİRVE YOLUNDA DÖKÜLEN TERLER..
Durmadan koşuyorsun zirveye doğru. O kadar hızlı
koşuyorsun ki arkanda bıraktığın yol çok karışık fark etmiyorsun bile. Sevdiğin
insanları ne kadar incittiğinin, onları hüsrana uğrattığını bilmiyorsun.
Zirveye doğru sende değişiyorsun. Kocaman cama atılan taşın cama verdiği hasar
kadar sevenlere verdiğin hasar büyük. Ama umursamıyorsun. Başarının tadını
aldın mı çevrendekileri önemsemiyorsun. Sen kendi benliğini başarıyla
doyurduğun için senin sevgine aç olan kişiler SENSİZ...
Categories
Düşünceler
31 Ocak 2015 Cumartesi
Susan Dilin Konuşan Kalbin Cümleleri Değil miydi Gözyaşı?
Yazıma herkesin de çok iyi bildiğini tahmin ettiğim benim de sevdiğim , Al Yazmalım Filminden duyduğumuz bir şiirle başlıyorum..
Categories
Düşünceler,
Şiirler
17 Kasım 2014 Pazartesi
AŞK BÜRÜMÜŞ GÖZLER
Hani bir söz varya " Seni seviyorum olmuş dillere sakız" diye. Gerçekten öyle. Beş dakikada insan sevip hop bir aşk çemberinde buluyor kendini ama ne aşk..
Srf sahtelikten doğan ilişki süresi bir hafta. Sonra aman zaten sevmemiştim arkadaşlarımın arasında saf kalmayayım diye onunla birlikteydim. Ne zihniyet ama.. Seni seviyorum gibi mükemmel bir cümleyi bu kadar kirletmek kimin hakkı. Sırf birilerinin keyfi yüzünden..
Ve bu yüzden " seni seviyorum" cümlesinin hükmü kalmıyor ya..
Ve bu yüzden sahte aşklar piyasada...
Categories
Düşünceler
22 Ekim 2014 Çarşamba
Çilek Mevsimi ♥
Bana göre aşkın mevsimi Kiraz Mevsimi değil Çilek Mevsimi..
" Ne olacağını bilmiyorum.." dedi onun bakışlarındaki tedirginliği yok etmek ister gibi, " Ama öğrenmek istiyorum Mira. Hayatımdaki tüm kaosa, tüm belirsizliğe rağmen bunu seninle yaşamayı istiyorum." diye fısıldadı ve ardından ekledi, " Çünkü seni incitebilme ihtimaline rağmen seni istemekten vazgeçmiyorum."
Bu kitapta saf aşkın içinde boğulabilme ihtimalini göz önünde bulundurun derim. :)) Yağız ve Miranın çilek mevsiminde başlayan aşklarına şahit olacaksınız. Mira'nın kafesine sadece kahve içmeye giden Yağız tatlıyı pek sevmemesine rağmen kendisine ikram edilen çilekli tarttan da yemişti. Daha sonra kafeye her gün gelmeye başlayıp günün akşamında kendisine bir daha bu kafeye gelmeyeceğim diye kendisini telkinler etmesine rağmen sonraki günün sabahında yine kendini kafede buluyordu. Bunun nedeni çilekli tart mıydı? Tabiki hayır. Yağızın bile anlam verediği, çilek kokusunun nereden geldiğini sonradan anladığı ve çilek kokusuyla kendisini büyüleyen Mira'dan dolayı..
Categories
kitaplar
4 Ekim 2014 Cumartesi
Mutlu Bayramlar.
Küçük Bir Hikaye...
Küçük kız sabahın en erken saatinde kimsecikler uyanmadan uyanı vermişti. Öyle ki daha gün bile tam açmamıştı. İçinde bir türlü tarif edemediği bir duygu vardı; mutluydu içi içine sığmıyordu. Annesi ona akşamdan erkenden yatmasını " çünkü yarın bayram" olduğunu söylemişti. Bir türü anlayamadı bayram neydi, kimdi bu bayram, neden evimize gelecek diye.. Ama onu bir o kadarda merak ediyordu. Çünkü annesi bir hafta önceden başlamıştı bayram için hazırlık yapmaya. Tatlılar yapmış börekler açmıştı annesi.
Categories
Düşünceler
8 Eylül 2014 Pazartesi
AH! BU MİLLET
Millet Ne Der?
Öyle çok yoruluyor ki insan her şeye karşı savaşmaktan. Kendi olmadan. Sırf dilimize doladığımız şu lanet "millet" kavramı yüzünden kendimiz olmaktan vazgeçip bu illetin isteğine göre yaşıyoruz sanki. Ağızdan düşmeyen "millet ne der" cümlesi, yani sırf millet için yaşıyoruz. Sen ona göre hareket et, kendine çeki düzen ver demenin bir diğer yolu. Şunu şöyle yapma sonra millet seni kınar, Şu kıyafetleri giyinme millet senin hakkında kötü konuşur. Anlayacağınız millette millet.
Categories
Düşünceler
15 Ağustos 2014 Cuma
YIKILAN HAYALLER
Hep hayaller kurarız. Hep kurduğumuz hayallerde mutlu oluruz, ki bizi sürekli hayal kurmaya iten sebep de bu olsa gerek. MUTLU OLUYORUZ..
Kurduğumuz hayalleri gerçekleştirmek içinde çok çabalar sarf ediyoruz.bazense sadece mutlu etmek için vazgeçilen hayaller var.. Bununla ilgili değineceğim küçük bir yazım var..
Categories
Düşünceler
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Bir Feminist Yazar..
Feminist Damarım
Annem bana kızdığında sürekli " kırk damardan biri bana benzememiş" der durur ve " hep babana benzedin sen" diyede topu babama atar. Ama kırk damardan - artık bu kırk damar neyse- otuz dokuzu anneme benzediğimi hiç kabullenmez. Evet bu kırk damardan kırkıncısını kendime sakladım ve benim kırkıncı damarım ne mi? Feminist damarım..Çoğu zaman olmasa da Feminist yanım ağır gelir ki bu babam olsa da değişmez. Savunmam gereken hele de bir hemcinsimse beni kimse durduramaz.. Yine feminist yanımın ağır bastığı bir zamanda yazdığım yazı var. Sizi çok bekletmeden hemen yazıyı sizlere aktarıyorum.
Categories
Düşünceler
31 Temmuz 2014 Perşembe
FINDIK SEZONU
Masanıza çerez olarak gelen ve çikolata dan tutun da baklavasına kadar kullanılan çerez niyetine yenilen yiyecek fındığın toplanmasının ne kadar zahmetli olduğunu size anlatayım..
Karadenizin incisi diyince aklınıza neresi gelir bilmem ama ben Trabzon diyip susarım arkadaş. Doğup büyüdüğüm, yaşadığım canım memleketim. Zor işleri olup da kadınların tek başlarına üstesinden gelmek için hayatlarını riske attığı hayatı içinde barındıran memleketim de bu ağustos ayında fındık toplanmaya başlar. Hiç unutmadığım çocukluğuma dair ufak bir anı anlatıp hemen geçiyorum asıl meseleme..
Fındıklar tam olmadan yani daha yeni yeni meyvesini vermeye başladığı zaman başlardık biz fındığı yemeye.. Kızarlardı bize yemeyin fındığı diye. Bizde kuzenlerle beraber inerdik fındık bahçesi ( fındıklık ) taa dibine yerdik orada ben diyim on siz anlayın yirmi kilo fındığı :)) burada çok ciddiyim.Daha sonra yediğimiz fındık kabuklarını ormana atar ortada suç aleti bırakmazdık. :) Fındığın tazesi çok daha lezzetlidir olmuşundan.. Ama daha sonra gelsin sinekler ardından en bolundan bir kaşıntılar. Neden bu kadar zahmete girerdik fındık yemek için bilmiyorum sadece fındık yediğimizde kızarlardı :)). Fakat o zamanlar daha zevkliydi herşey .
Categories
Düşünceler
27 Temmuz 2014 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












